10 Aralık 2017 Pazar

Yüzyılların Yüzyılı Sergisi

Biraz geç de olsa, "iyi ki görmüşüm" dediğim sergilerden biri ile karşınızdayım. Öyle ki, kültür sanat alanında önde gelen yayınlardan biri olan Hyperallergic tarafından dünya çapında 2015 yılının en iyi 15 sergisi listesine girebilmiş ve gidişimin üstünden 2 yıl geçtiği halde incelerken ne hissettiğimi hala yaşatan bir sergi.


Yüzyılların Yüzyılı'nda; toplumsal dönüşümleri etkileyen olaylardan izler taşıyan eserler mevcut. Bu yüzden bütün tanıtımlarda "geçmişten günümüze bir okuma" olarak yer aldı.



Bana kalırsa serginin vuruculuğu, her bir eserin birbirinden farklı, köklü hatta travmatik toplumsal olaylara istinaden üretilmiş olması; dolayısıyla her adımda insan biraz daha afallıyor.


İçlerinde benim için en etkileyici olansa, yukarıda gördüğünüz canlı performans idi. Sınırların yapaylığı ve anlamsızlığına dikkat çekerken; girişte şöyle bir not karşılıyor sizi:


"Neden 2 yıl durdun da şimdi bu yazıyı yazdın?" diyecek olursanız, son günlerde, özellikle sosyal medyada gördüğüm büyük "sınır sevgisine" istinaden; özellikle bu sergiyi anımsatmak istedim. Kapladığımız o minik alandan birkaç yüz metre yukarıdan bakınca, ne bir sınır ne de başka bir ayrım var. Yükselen bu "trend" dehşete düşürse de, galiba bizlerin bu konuda sessiz çığlıklar atmaktan, sergi salonlarından, kitaplardan, filmlerden gönderme yapmaktan başka şansımız yok; eserlerden birinin sahibi Dilek Winchester'ın Tutunamayanlar'dan alıntıladığı gibi: "Sanki bizden önce hiçbir şey söylenmemişçesine..." 


Hiç yorum yok: