23 Eylül 2015 Çarşamba

Viyana Doğa Tarihi Müzesi - Wien Naturhistorisches Museum

Birazdan sizi hayatımda en çok iz bırakan doğa tarihi müzesi ile tanıştıracağım. Tabii, henüz gitmediğim dünyada derece yapmış doğa tarihi müzelerini hariç tutuyorum. O kadar etkilendim ve o kadar çok anlattım ki, hostele döndüğümde bacağı sakat kardeşim bile onca yolu gitmeyi göze alıp ertesi gün müzeyi görmeye gitti.


Aslında burayı buluşum tesadüfi oldu. Viyana o kadar büyük ki, haritada minicik görünen yerler için bile yürü yürü bitmiyor. Ben de artık bilinçli gelebileceğimden umudumu kaybetmiş şekilde şehir merkezinde yürüyordum. Önce epey uzun ve büyük surlar görünce bir huylandım, "Acaba Hofburg Sarayı'na mı geldim?" diye. Biraz dolaşınca anladım, evet Hofburg Sarayı'na gelmişim. Oradan yine yürüdüm de yürüdüm, yürüdüm de yürüdüm, yolun karşısına geçip Museumsquartier'a gitmeye çalışırken yine kocaman 2 bina çıktı karşıma. İşte o zaman anladım ki Viyana'nın meşhur doğa tarihi ile sanat tarihi müzelerini bulmuşum.



Zaten sarayın parçaları olduğu için, müzenin kendisi de adeta sanat eseri! Devasa ve oymalı oymalı tavanlar, ahşap detaylar o kadar özenilmiş ki müzenin içinde, bina yapımında kullanılan materyaller için ayrı bir bölüm var. 







Önce "mineraloji" kısmına giriliyor ki en çok ilgimi çeken kısım bu oldu. Hiç görmediğim değişik ve inanılmaz güzel (doğanın mucizesi dedikleri türden) binlerce taşı seyreyledim, o kadar güzeller ki taş demeye dilim varmıyor. Elimde daha çok fotoğraf var ama "İçimizi dışımızı taş yaptın" demeyin diye devamını koymuyorum.




Burası da en çok heyecanlandıran 2. kısım: basamak basamak evrimin gösterildiği, evrim kanıtı olduğu düşünülen fosillerin sergilendiği kısım... O kadar detaylı anlatılmış ve  gösterilmiş ki salonlar boyu fosil geziyorsunuz. Bu arada çocuklar da düşünülmüş, detaylarda onlar için de bilgiler var.



Arada espriler komiklikler...


Tabii evrim ve fosil demişken atlanamayacak şey ise dinazorlar... Bir oda dolusu dinazor fosili ve aralarda bol bağırmalı dinazor seslendirmeleri. Ben yusuf yusuf gezerken küçücük çocukların kahkahalar atması ise yaşlılık belirtisi olabilir :(


Fosillerden sonra, yine evrimin bir sonucu olan canlı türlerini göstermek için, içi doldurulmuş hayvanlarla, canlı çeşitleri sergilenilmeye başlanıyor.



Sonra insanın evrimi başlıyor ve bu sefer de salonlar boyunca insan metabolizması, beyni, konuşmaya başlaması vs üzerine bir ton şey öğreniyoruz. Sonra bilim tarihini anlatan bir sergi var, ekstra olarak açılmış ama bu kadar özenilmiş bir müzede hafif kalıyor doğrusu.

 Aslında tüm bu kısımları ayrı ayrı daha detaylı yazmam gerekirdi fakat yazma periyodum epey uzun o yüzden biraz özet geçmek durumunda kaldım. Özet geçmiş halim de bu, yine anlat anlat bitirememişim peh! Yani anlayacağınız üzere, Viyana'ya gidip de buraya gitmezseniz pişman olursunuz, benden söylemesi.

Hiç yorum yok: