6 Haziran 2015 Cumartesi

İspanya'da Kepenk Sanatı ve Ben

Geçen gün yine Özlem'in doğumgünüydü. Yıllar önce bloga onun doğumgünü için yazdığım bir yazıyı gösterdi bana o gün. Her yıl açıp okurmuş meğer. Bu yıl ben de okudum, duygularımı ifade ediş biçimime şaşkınlıkla bakarak. O zaman kurduğum cümlelerin onda biri yoğunluğunda cümle kurabilsem şimdi oturur ağlarım. "Artık duygulanmaya bile vaktimiz yok" dedi. Doğru, duygulanmaya bile vaktimiz yok.

Ben de blog yazılarımı bile özensizce sürdürdüğüm şu dönemin üstüne bir çizgi çekmeye karar verdim. Bir ülkede bir mitingde bile yüzlerce kişi yaralanıyor, 2 kişi ölüyor ve üstüne hala nefret kusulabiliyorsa, insanlar insan olduğunu böylesine unutmuşsa; "bizlerin" hala yaşamak için sebepleri var. İğrençliklerle dolu bu dünyayı güzel renklere boyamak için, insan olduğumuzu hatırlamak ve hatırlatmak için direnmeye ihtiyacımız var. Dünyanın bana ihtiyacı var; benim dünyaya. Sizin bana ihtiyacınız var; benim size. Güzel kararlar aldığım bir günün akşamında, üşengeçliği üstümden atıyorum ve tam 2 yıldır ertelediğim "İspanya'da kepenk sanatı" yazımı yazıyorum.

Bildiğiniz ya da duyduğunuz üzere günün çoğu vaktinde İspanya'da dükkanlar kapalıdır. Kepenkleri inik olan bu dükkanlarda, içerideki iş her neyse bununla ilgili el çizimleri olur ki sokaktan geçerken insanın yüzünü gülümsetir. "Sokak sanatı"na bir alternatif olarak, ben bu resimleri "kepenk sanatı" olarak adlandırıyorum ve başlıyorum blogu renklendirmeye.

Valencia'dan örnekler:





Madrid'den örnekler:



Zaragoza'dan örnekler:




Kepenkler dışında İspanya'nın (özellikle Valencia'nın) duvarları da pek bir renkli, sanatın asıl var olduğu yerden yani sokaklardan gördüklerimi elimden geldiğince fotoğraflamaya çalıştım. Duvar resimleri de azZz sonra başka bir yazıda yer alacak, esen kalın.

Hiç yorum yok: