19 Ocak 2015 Pazartesi

Guggenheim Museum - Bilbao

Guggenheim Müzesi, gerek bir doğumgünümde basıp gittiğim ve duygusal bağ kurduğum bir kentte; Bilbao'da olmasından kaynaklı, gerekse dünya üzerinde merakla beklediğim sayılı modern sanat müzelerinden biri olmasından kaynaklı çok özel benim için.


Nehrin yanındaki bu heybetli görüntüsüyle direk dikkati üzerine çekiyor ve ben "modern sanata aidim" diye bas bas bağırıyor sanki. Benim İspanya'da olduğum sıralarda Türkiye'deki Anish Kapoor Sergisi'ne olan hasetimi hissetmiş gibi karşıma hemen bir Anish Kapoor heykeli çıkarıyor:


Aslen pek heykel sevmem çünkü çoğu eseri çok klasik bulurum. Ama Anish Kapoor bu çizginin dışında olduğu için seviyorum ve yorumlaması en çok hoşuma giden heykel de budur tüm bildiğim & gördüğüm heykeller içinde sanırım.

Başak; ekmeğin yani hayatın kaynağıysa eğer, elbette renkler de birer başak gibi olmalıydılar değil mi?


Bu da bir Anish Kapoor eseri. Gözümü biraz da içeri dikmeliyim diye düşünüp müzeden içeri dalıyorum:


Dışı gibi içi de yamuk yumuk. Gaudi sonrası bir yamukluk hayranıyım ne de olsa; biraz daha mutlu hissediyorum. Eserlerin olduğu kısma geçiyorum:


İçeride bol bol video performansı var. Bir tanesini örnek olsun diye kameraya çekiyorum. Sonra gördüğüm Andy Warhol eserleriyle afallıyorum, içerisi Warhol cenneti gibi! Meşhur Marilyn tablolarından birini fotoğraflıyorum veee:


Görevli beni uyarıyor:

"ASDFSDFFEGFGBJK"

Maalesef Baskça benim için bundan ibaret. İspanyolca'yı bile çat pat anlayabiliyorken B'sini bile çözemedim bu dilin. Anlayamadığımı görünce sırayla İspanyolca, Almanca ve İngilizce'yi deniyor. Nihayet anlaşıyoruz: kayıt almak yasakmış.

En sevmediğim müze kuralı. Dolayısıyla hayatımın müzelerinden birinden daha 3-4 fotoğrafla ayrılıp hüzne boğuluyorum.

Hiç yorum yok: