6 Ekim 2014 Pazartesi

12 O'Clock Boys

Artık her yazıya "Yazmayalı ne çok oldu değil mi?" diyerek başlamak istemiyorum. Bırakalım bu blog da böyle kalsın, benim ara sıra uğradığım ama hiç vazgeçmediğim bir yer olsun.



Pera Müzesi'nde çok güzel film gösterimleri olduğunu biliyordum, ancak sergiyi gezenlere 1 seans ücretsiz olduğunu bilmiyordum. Geçen hafta hazır  Duvarların Dili'ne gitmişken (ki kendisi apayrı bir yazı konusu) 12 O'clock Boys'u da izleyeyim dedim. Sizin de aklınızda olsun, sergi biletiyle sinemaya da girilebiliyormuş.




"Duvarların Dili" sergisi Sokak Kültürü'nden ilham aldığından sergi kapsamındaki filmler de Sokak Kültürü'ne dair filmler oluyor haliyle. 12 O'clock Boys ise Baltimore'daki aynı isimli bir motorsiklet grubundan geliyor. Motorsiklerini dimdik yapıp o halde sürdükleri yani "Saat 12'ye benzedikleri" için adlarını 12O'clock Boys koymuşlar. Pazar günleri sokakta motorsiklet süren bu gençler, yaptıkları kısmi akrobasi hareketleriyle polisle dalaşır hale gelmişler ve iş iyice inada binmiş. Polis onlarla uğraştıkça onlar da polisle uğraşır hale gelmiş. Küçük çocukların da hayallerinden biri, büyüdüklerinde bu gruba katılmak olmuş tabii. İşte filmin başkahramanı, Pug da bu gruba katılmak için yanıp tutuşan çocuklardan, belki de en çok isteyen çocuk.


Film boyunca arka sokaklardaki yaşamı, insanların hayatlarını anlamlandırmak için uğraşılarını, bizim de çok tanıdık olduğumuz polisle anlamsız kavgaları izliyoruz. Bir başlangıcı ya da sonucu yok; sadece Pug'un gözünden bu olaylara şahit oluyoruz. Aslen 1.5 saatliğine Baltimore'un bu "kötü sokakları"na misafir oluyoruz denilebilir. Bu sebepten çok akıcı bir film beklentisi içinde olanlar, hele ki Hollywood kültürüne alışkın olanların kesinlikle hazzetmeyeceği bir film. Ama benim gibi birazcık da olsa değişiklik ve gerçeklik olgusu bulduğu yerlere uçup gidenlerin çok hoşuna gideceğine eminim, detaylı bilgi için Pera Müzesi'nden bilgi alınabilir.

Hiç yorum yok: