17 Eylül 2013 Salı

Biraz

"Nehirler izleyip düşüncelere dalanlara..."



Yükseklik korkumun heyecanı mideme vurduğu sıralarda, uçak ismine hakaret edercesine karada ilerliyordu. Israrla, yavaşça, "Hadi biraz daha heyecanlanın" dercesine. Üstüne düşen görevi yapıp da bulutlara yaklaştığında bayılmak üzereydim. Sonra camdan dışarı baktım. Çocukken dokunmaya çalıştığım bulutlar ayaklarımın altındaydı -yine- çocukluğumun hatırası yükseklik korkusu yerindeydi -yine- de bir tek ben mi eksiktim?

Uçak yükseldikçe hafiflemeye başladım. Gitmenin hayalini kurduğum şehirleri yukarıdan seyrediyordum yalnızca. Devasa denizler, dalgalarının insanları sürüklediği nehirler minik çizgilerdi artık. Şarkıdaki gibi nehirleri izliyordum. Geceleri tek kaldığında dinlenilen şarkılardan. Tek tek biten votkalara eşlik eden, eskiden dünyamı döndüren etanolün etkisizleşmeye başlamasının acısını hissettiren şarkılar. Dünyanın başka bir yerinde; yepyeni şarkılar ve yepyeni etanol karışımlarıyla tanışıp da hala aynı olabileceğini sanmak ahmaklık!

Nasıl da düşünmüş Heraklitos hiçbir şeyin aynı olamayacağını binlerce sene önce. Her gün başka bir yerde, başka bir benlikle, başka insanlarla. İnsanlar nehirler gibi. Hep değişken. Ve uzaklaştığında gözde ufalıp giden...

2 yorum:

Mörşıl dedi ki...

Francesca :)

Merhabalar efendim..
Nasılda güzel anlatmışsın, kelimelerindeki anlamı, netliği, rengi çok sevdim..

Daha önce hayatımdaki iki kere gidip ve dönmek için üç saatlik uçak yolculuğum oldu ve inanılmazdı diyebilirim. Korkuyla karışık, şaşkınlıkla karmaşıklık arasında bi his :)

Evet sevgili Heraklitos fazlasıyla haklı.An ve an değişiyor herşey. Evet tıpkı nehirler gibi :)

Öpüyorum

francesca mckennitt dedi ki...

Merhabalar efendim :)

Teşekkür ederim... Aynen öyle, ben de öyle hissetmiştim. Yorumun genel anlamda "Şerefsizim aklıma gelmişti" tadında, çok eğlendim :))