12 Mayıs 2013 Pazar

Çocukluk Oyunlarımız

Mia ve paris-in-me sevimli bir mime dahil etmişler beni. Konu; çocukken oynadığımız oyunlar.

Malum çok da zaman olmamış ben doğalı, doğulan yer de İstanbul olunca mükemmel sokak anıları olamıyor. Ancak yazın Didim'de, bir de Gelibolu'ya gittiğimiz zamanlar sokakta oyun oynama şansımız olurdu bizim. Onun dışında en fazla okul bahçesi, bir de anne-baba gözetiminde parklar tabii.

*görsel, benvs.blogspot.com'dan alıntıdır.

Neden bilmiyorum ama ben en çok saklambaç oynamayı severdim. Ama çaktırmadan ebeyi sobelemek çok zor gelirdi, o yüzden çoook uzun süreler saklanmak zorunda kalırdım. Bu oyun en çok kalabalıkken güzel olur. 30-40 kişi oynadığımız zamanları bile bilirim :)


İp atladığımızı, dansa davet; yerden yüksek; ortada sıçan oynadığımızı hatırlıyorum. Herhalde herkes bu oyunları biliyordur diye anlatma gereği duymadım. Gördüğünüz gibi oyun yelpazem çok da geniş değilmiş :)


                                                   *görsel, oyunportal.com'dan alıntıdır.

Sonra abim bize toplama bir bilgisayar almıştı. Sadece oyun oynanabilen bir bilgisayardı, 24 tane oyun vardı hatta siyah beyazdı. Onlarla oynamaya başlayınca sokağın pabucu dama atıldı tabi. Galiba bu aralar çoğu çocuğun yaşadığı sendrom bu. Benim 2 yaşındaki yarım yamalak konuşan yeğenim bile "apett apeet" diyerek ipadde oyun oynamak istiyorsa durum vahim yeni nesilde. Tamam ben de çok hareketli bir çocuk değildim kabul ama bu kadar da değil. Ne bileyim, en azından şehirlerarası telefon etmek için "fatura yüksek geliyor" diye 3 ay beklemeyi, arkadaşlarımla mektuplaşmayı vs gördüm bir dönem. Herkes "bizden sonraki nesil çok kötü" der ama gerçekten bizden sonraki nesil fena durumda gibime geliyor.

Neyse konuyu dağıtmadan crazywoman, Mr.E ve minik'i mimleyip kaçayım en iyisi.


Ekleme: Bugün bu mimi yazarken haberleri görmemezlikten geldim. Bu ülkede çok fazla kötü olay oluyor ve ben bir süredir bunu "izlemeyerek" kendimce tolere etmeye çalışıyorum. Belki doğru bir şey değil, farkındayım, ama bu kadar kötülüğü içim kaldırmıyor. Bir gün belki "normal ülkeler" gibi oluruz diye ümit etmekten başka bir şey gelmiyor elimden şimdilik.

6 yorum:

Paris in Me... dedi ki...

Yerdeb yüksek neydi yaa, hatırlıyorum adını ama nası bi oyundu hiç hatırlayamadım yaa :/ yere basınca yanıyomuyduk neydi pff :/

Haberler konusunda ben de aynı şeyi yapıyorum kendini yalnız hissetme, konuşmak da susmak da bir işe yaramıyor, bu sebeple bazen susup sineye çekmek daha iyi oluyor yoksa insan kendini gerçekten çok çok kötü hissediyor :/ en azından ben öyle hissediyorum :(

francesca mckennitt dedi ki...

paris-in-me; Sanırım öyleydi, aşağıya inemiyorduk. Ben en çok "orası yükselti sayılır-sayılmaz" tartışmalarımızı hatırlıyorum onunla ilgili:)

Ben de çok kötü hissediyorum. Bu da çok umarsızca geliyor ama ne yapayım, hakikaten dayanamıyorum bu kadar kötü habere.

hackim20 dedi ki...

"Çanak çömlek patladı!" derken kendimi dünyanın en büyük zaferini elde etmiş çocuk gibi hissederdim :D Çocukluk bir başkaymış gerçekten de...

francesca mckennitt dedi ki...

hackim20; değil mi :) Hep söylerlerdi de inanmazdım.

Mia Wallace dedi ki...

çok tatlı yazmışsın franım beniimn ama bi tek dansa davet oyununu bilmeyen benmişiiim :)

francesca mckennitt dedi ki...

Aaa bilmeyişine çok şaşırdım şuan Miam, bizim okulda çok popülerdi :)