6 Nisan 2013 Cumartesi

Monet'nin Bahçesi

2012'nin kapanışı en büyük sergilerden biriyle yapıldı: Monet. Monet tablolarının İstanbul'a geleceğini duyan sanatseverler Sakıp Sabancı Müzesi'ne koştu. 


Tahmin edersiniz ki bu heveslilerden biri de bendim. Ancak görmeyi umduğum tablolarla, karşılaştığım tablolar çok farklıydı. "Monet'nin Bahçesi" diye geçiyor sergi, yani Monet'nin Paris'in kalabalığından sıkılıp kendini ıssızlığa attığı şehir dışındaki evinin binbir emekle hazırlanmış bahçesi. Monet burayı yapabilmek için başka ülkelerden çiçekler getirmiş, bahçe düzenlemeleri araştırmış. Bir sergi oluşturabilecek kadar da çok eser vermiş. Ammavelakin, dediğim gibi beklediğim tablolar gelmemişti. 

Bakınız neler umdum:



Neler buldum:




Açıkçası bu kadar empresyonizm bana fazla geldi. Ben aslında klasik resimden çok hoşlanan biri değilim, her ne kadar Rembrandt sergisinde dibim düşmüş olsa da genellikle sürrealizm seven bir insanım. Ama bana bunu sevdiren, baktığım tabloda yorum yapabilme gücü. İşte Monet sergisinde bunu yapamadım. Örneğin; "Monet'nin Evi" tablosu vardı, abartmıyorum 15 dakika evin nerede olduğunu tartıştık. Yukarıdaki gibi bir tabloya bakarak evin neresi olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz düşünün. SSM'de verilen, eseri anlatan cihazlar var ya, ilk defa bu cihaza bu denli ihtiyaç duydum. 

Bu kadar bıdı bıdı yaptıktan sonra beğendiklerime geçelim:

{ İçinizden sen kimsin ki Monet'i beğendim-beğenmedim eleştirisi yapıyorsun demeyin lütfen, sanat hepimiz için :) }



Empresyonizm kavramına da açıklık getirelim: Türkçede izlenimcilik diye geçiyor. Hani akşamüstü denizi seyrederken her şey gerçek değilmiş gibi puslu görünür, onun gibi bir yansıma hissi. Ancak Monet yaşamının son yıllarını katarakt olarak geçirdiği için tablolar daha da bulanık ve kırmızı-kahverengi tonlarında çıkıyor ortaya. Yani Monet aslında dünyayı bu şekilde görüyor.


Bu arada daha önce Van Gogh sergisinde karşılaştığım elektronik desteklerden de yararlanmışlar. Girdiğiniz anda ekranlardaki bahçe görüntüsü ile kuş sesleri, tamamen bahçe ortamında hissetmenizi sağlıyor. Bu da hoşuma gitti açıkçası.



Ayrıca içeride fotoğraf çekilmesi yasak olmasına rağmen bol bol görsel buldum google'dan gördüğünüz gibi. Demek ki çeken çekiyor diyor ve yazımı burada sonlandırıyorum efendim, esen kalınız. 


12 yorum:

Berra dedi ki...

Merhaba selen,
ne iyi etmişsin böyle bir post hazırlamakla.. Ben gidememiştim bu sergiye kapısına kadar gittim ama kapanmıştı..bir sanat severin gözünden incelemiş oldum sayende.. Tşkler :)

Milena dedi ki...

Monet benim favori ressamım.Büyüleyici..National gallery de görmüştüm ilk kez muhteşem resimler vardı ama monet başkaydı her resmini dakikalarca inceledim ama bu sergiyi görmeyi çok isterdim.Sırf bunun için İstanbula gelmeyi istedim şu an.izmire de gelse keşke:(

francesca mckennitt dedi ki...

Berra; Merhaba :) galiba blogda karşılaşmayalı epey zaman oldu.
Vesile olmuşum desene :) Birçok sergi yazım vardı bekleyen ancak hard diskim kırıldı :( Dolayısıyla şimdilik fotoğraf çekemediklerimi yayınlıyorum şimdilik. Ne demek efenim :)

francesca mckennitt dedi ki...

Milena; doğrudur, ben de küçükken resim kursuna giderken hocam hep Monet'i örnek gösterirdi bize... Ama söylediğim sebeplerden ötürü ben hiç memnun kalmadım. Resmen sıkıldım dolaşırken. Çok daha güzel eserleri vardı oysa ki getirilecek. (tamamen kişisel fikrim bu tabii)

İzmir konusuna gelince; İzmir çok atak yaptı bu aralar. Hatta benim zamanında gidemediğim genel Dali sergisi İzmir'de açıldı geçenlerde, fakat mesafeler-vakit-nakit gibi denklemlerden ötürü gidemedim :) Dolayısıyla Monet de her an gelebilir ;)

mine dedi ki...

zevkle gezdiğimiz öğrenip dinlendiğimiz bir sergiydi sabancının mekanını da çok seviyorum dinlendiriyor beni

kitap gibi kız dedi ki...

monet'in katakarkt işte bu her şeyi özetliyor. :)

francesca mckennitt dedi ki...

mine; Sabancı'yı ben de çok seviyorum, ancak ulaşmakta zorlanıyorum Avrupa yakasında oturmama rağmen, o yüzden Sabancı'ya gideceksem eğer oralarda zaman geçiriyorum bütün gün, onca yolu gittiğine değsin :)

francesca mckennitt dedi ki...

kitap gibi kız; Kardeşim de "adam göremiyormuş siz de sanat diye alkışlıyorsunuz" dedi, çok güldüm :)

Kulisteki İnsan dedi ki...

Serginin girişinde ekranlardaki Monet'nin bahçesi ve ses sisteminden gelen kuş sesleri... Hemen oracıkta dakikalarca durdum ve bahçeyi izleyerek içindeymiş gibi hissettim kendimi... Ben de tabloların bazılarının önünde açıklamaları dinlemek ve okumak zorunda hissettim kendimi anlayabilmek için. Hatta senin bahsettiğin Monet'nin evi tablosunda ben evin yerini buldum dedim kendi kendime... Ama daha sonra bilgilendirme pasajını dinleyince evin yerinin benim bulduğum yerle alakası olmadığını, benim ev dediğim yerin aslında gökyüzü olduğunu öğrenmiş olmak beni oldukça etkiledi :))))) Paylaşım için teşekkürler Francesca...

francesca mckennitt dedi ki...

:)) Diyorum ya bu kadar empresyonizm bana fazla geldi :) Eğer diğer meşhır tablolarıyla beraber olsaydı bunlar, bu kadar yormazdı insanı ama sürekli yorum isteyen ve zor tablolar gelince insan bıkıyor haliyle. Ne demek efenim :)

Mia Wallace dedi ki...

mimlendinn franım :)

francesca mckennitt dedi ki...

Hemen bakıyorum canım :)