23 Eylül 2012 Pazar

Yeminli Bakireler

Daha önce özellikle Twitter'da fazlasıyla belirttiğim gibi National Geographic'in "tabu" programı favori programım, hatta tv'de izlediğim neredeyse tek şey diyebilirim. Her hafta farklı konular ele alınıyor ve cidden çok uçuk şeyler olabiliyor. Benim anlatacağım ise özellikle balkanlarda (Arnavutluk) yerel bir gelenek olan "yeminli bakirelik".




Biliyoruz ki bugün bile kadın hakları meselesi çok problemli. Pek çok yerde kadınlar hala 2. sınıf insan muamelesi görüyor, en modern görüşlü kişiler bile bir yerde dur diyor bu mevzuya. Kadınlar hep çocuklarla eş tutulmuş, bir türlü büyüyememiş, tek başına var olabilecekleri düşünülememiş... Kurallarının yarısı "kadınlarını" nasıl yöneteceğine dair olan dinler mevcut dünyamızda... 




Sözkonusu sorunlar eskiden çok daha fazlaydı elbette. Yeminli bakireler ise; 12-13 yaşlarında, henüz bakireyken bir yemin edip, ömrü boyunca erkek gibi davranıyor. Böylelikle bir erkeğin sahip olduğu tüm avantajlara sahip oluyor. Bunun birden fazla sebebi olabiliyor. Aralarında aile reisi öldüğünde, kendinden küçüklere ya da ailenin diğer kadınlarına bakmak zorunda olan kadınlar, ölen kişinin mirasından yararlanabilmek adına erkek olan kadınlar, malum aşağılanmalara dayanamayacak kadar gururlu olanlar, "hep erkek çocuğu gibiydim" diyen erkeksi kadınlar da var... Arnavutluk'ta 40 tane yeminli bakire kalmış. Bugünlerde kadın haklarının daha ileri olması sebebiyle bu gelenek yavaş yavaş ölüyor. Bu konuda Ferihan Atasoy'un "yeminli bakire" adlı bir kitabı varmış ancak ben de yazı için resim araştırırken gördüm. Eğer okuyanınız varsa yorumlarını okumak isterim.



Bir de Pasifik Adası'nda, bunun tam tersi bir durum var. Aslında çıkış sebebi aynı; "kadın evde iş yapar erkek dışarıda para kazanır" zihniyeti yüzünden, evde işleri yapacak bir kadın yoksa erkek çocukları kız çocuğu gibi büyütülüp ömürleri boyunca öyle davranıyorlar. Bunlara da "pafafi" deniliyor. Her ikisi de 3.cins kapsamında inceleniyor.



İnsanı kendi cinsiyetinden vazgeçmek zorunda bırakacak kadar acımasız olan bu dünyanın, bir dün sarsılıp kendine gelmesi ve her cinsin eşit haklara sahip olması dileğiyle...

14 yorum:

cansu dedi ki...

Bu bölümde ilginç ve hatta üzücü olan kadının bu şekilde yaşamayı seçtiği için pişman olmamasıydı.Kamusal ve özel alanda kadın erkek arası eşitsizlik o kadar fazla ki maalesef bir kadın erkek olarak yaşamayı kaçış yolu olarak görüyor.

francesca mckennitt dedi ki...

Değil mi, kadın resmen bir daha dünyaya gelsem erkek olmak isterim dedi. Asıl acı olan o, haklısın. Kötü bir dünyada yaşıyoruz.

fiLmmAniA dedi ki...

bunları hiç duymamıştım, insanların cinsiyetlerini değiştirmek zorunda kalmalarının nasıl mantıklı bir açıklaması olabilir ki! ama şu bir gerçek hangi çağda yaşıyor olursak olalım erkek olmak daha avantajlı...

CMOS dedi ki...

inanmıyorum ya böyle birşey oldugunu bilmiyordum. Çok acı bir durum her ikiside :/

Zeugma dedi ki...

Bu dünyanın insanı kendi cinsiyetinden vazgeçecek kadar acımasız olduğunu çok erken farkedip ''onurlu ve gururlu'' yaşamayı seçmişler aslında.
Kadınlığını hiçbir şekilde yaşayamamak ve giderek erkekleşmek??? İyi mi yapmışlar, tartışılır. Özünde içinde bulundukları çevresel şartların yoğun olumsuz etkisi ağır basmış ve bunu yapmaya mecbur kılmış onları.
Önlerinde saygıyla eğiliyorum...

Kulisteki İnsan dedi ki...

Ne yazık ki bu dünyada cinsiyetler toplum yaşamının kurallarını, ilkelerini, tavizlerini, kısacası herşeyini belirliyor. Anlattıkların resmen kişinin kendisine, cinsiyetine, topluma yabancılaştırılması... Zorla değişmeye çalıştırılması... Sadece ve sadece toplumun belirlediği imtiyazlardan -ki bu imtiyazlar genelde erkek lehine- faydalandırılmak üzere kişinin başkalaştırılması...
İlginç ve acı bir gerçeği ele almışsın Francesca. Yüreğine sağlık.

francesca mckennitt dedi ki...

filmmaNiA; belki biz nispeten daha özgür olduğumuzdan bu baskıyı hissetmiyoruz ama biraz eğilimi olan ya da mecbur olanlar seçiyormuş genelde bu yolu ve memnun kalıyorlar üstelik.

francesca mckennitt dedi ki...

CMOS; izleyene kadar ben de bilmiyordum, röportajları dinleyince dehşete düştüm zaten :/

francesca mckennitt dedi ki...

Zeugma; çok ciddi bir karar, zaten bu karardan sonra vazgeçmek gibi bir lüksleri yokmuş. Yani, çoğu yerde cezası ölümmüş. Aslında bunu yapan yerlerdeki insanların çok dindar olduğunu düşünürsek, bunu nasıl Tanrının iradesini değiştirmek olarak değerlendirip cezalandırmamış olmamalarına anlam veremedim. Sanırım her yerde çıkarlar önce geliyor...

francesca mckennitt dedi ki...

Kulisteki İnsan; maalesef öyle, ama hep dediğimiz gibi bunu değiştirmek bizim elimizde :) Öyle ki, röportaj yapılan hiçbir yeminli bakire bu durumdan yakınmadı. Hepsi hallerinden çok memnundu... Zira kadın oldukları dönem boyunca görmedikleri saygıyı, tüm ömürlerince fazlasıyla görmüş ve özgürlüğün tadını çıkarmışlardı... Dediğim gibi dünya çok acımasız bu konuda. Çok teşekkürler:)

Lulu dedi ki...

Ikısinin de durumu ne kadar aci. Yazini okuyana kadar bu konudan haberim yoktu.

francesca mckennitt dedi ki...

Benim de izleyene kadar yoktu... Üzüldüm pek tabii acı.

crazywomanrosemary dedi ki...

yeminli bakire hiç duymadığım bir şey:/ ama şaşırttın beni..hala bilmediğim şey varmış:)

francesca mckennitt dedi ki...

Bilgiler bir okyanus... Bilinmedik o kadar çok şey var ki... İnsanlık olarak sadece elimizden gelenin maksimumunu yapabiliyoruz, dünyadaki maksimumu değil maalesef:)