12 Eylül 2012 Çarşamba

Masumiyet Müzesi

Uzun zamandır hem yoğunluğun hem üşengeçliğin etkisiyle yazamadım ben yine. En sinir olduğum blogcu cümlelerinden olmakla beraber insan kurmak zorunda kalabiliyor böyle cümleleri, ne yaparsınız.






Gel gelelim Masumiyet Müzesi'ne, son zamanlarda okuduğum en güzel roman diyebilirim. "Aşk"ı anlatışı mükemmel, inandırıcılığı uç noktada... Şahsen yaklaşık 10 dakika öncesine kadar, romanın bir gerçek hikayeye dayandığını zannediyordum. Orhan Pamuk'un bir röportajında şu cümlelerini buldum: 

"Bu hikaye gerçek mi, gerçekten bir Kemal var mıydı, yok muydu? Roman sanatı zaten bu belirsizlik üzerine kurulmuştur. Bir şey okuruz, 'Yazar bunları yaşadı mı, uyduruyor mu?' diye sorarız. Aslında kitabı cazip kılan budur. Ama müzelerde böyle bir şey yoktu şimdiye kadar. Yani müzede gördüğünüz her şey gerçekti. Bu müzede ise ilk defa tarihte, bir romanda anlatılan 'şeyler' gösteriliyor. Ama öte yandan da bu roman, bizim tanıdığımız, bildiğimiz 1950-2000 arası İstanbul eşyalarını anlatıyor."

Şaşkınlığım had safhada. Masumiyet Müzesi'ne gittiğimde gerçekten Füsun'un eşyalarıyla karşılaşacağımı düşünüp heyecanlanıyordum... Öyle değilmiş. Yine de ben bu güzel öykünün hatrına Masumiyet Müzesi'ne gidip izlenimlerimi paylaşacağım elbette. Bence siz de romanı okumadan müzeye gitmeyin, o zaman pek bir anlam ifade etmez gibime geliyor.

*Puanım : 9/10

13 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Masumiyat Müzesi benim en sevdiğim , romanlar arasındadır hatta ara ara içinden bölümleri tekrar okurum, hayran bıraktı beni kendine:)
Müzeyi de iki kez gezdim ve çok etkilendim, müthiş emek verilmiş, özel bir müze.
Kitabı okuyanlara derin anlamlar bırakıyor müze ama okumayanlar için de farklı duygular yaşatıyor özellikle o yıllarda yaşamışlarsa...
Güzel günler...

emili dedi ki...

Kalın bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda okunuyor. Ama sonrasında Huzur'u okuyunca baya bir esinlenme sezinledim. Ben de gerçek bir hikaye sanıyordum oysaki kurmacaymış. Kurmaca roman okunur elbet ama kurmaca müze gezilmez diye düşünüyorm :) Tabii ki benimki ön yargı gezince yorumlarınızı bekliyorum ;)

toprak dedi ki...

bu adam bana hep itici ve soğuk gelir, bir tane bile kitabını okumadım bu yüzden, şimdi okusam mı dedirttin bana

Zeynep Özmen Ünlü dedi ki...

francesca, bu roman benim çook derinden etkilemişti. Geçen sene okudum. Yanımda çanta gibi taşıdım hep, kopmak istemedim. O tutkulu saplantılı aşk beni etkiledi.
Müzeye daha gitmedik. Olayların geçtiği yerler, babamın-halalarımın çocukluğunun geçtiği yer, zaten Orhan pamuk'la aynı yaşta babam. HAlamla birlikte, ilk önce oraları gezeceğiz, sonra müzeye gideceğiz. Müzenin bir kitabı da var. Şeylerim masumiyeti. O kitapta güzel.

zuuu dedi ki...

elimde 3kıtaptan oluşan bır serı var bıtınce bende bu kıtabı okumak ıstıyordum postunu oldu yorumunu okuyunca takıbındeyım beklıyorum bende:)
http://zuutrendss.blogspot.com/

francesca mckennitt dedi ki...

BAYKUŞ GÖZÜYLE; benim o zamanlarda doğmama yaklaşık 20 sene varmış ama yine de etkilenirim diye düşünüyorum. Romanın yanı sıra, insanın yaşadığı şehre özel bir bağlılığı oluyor ve eğer dediği gibi bir "şehir müzesi" ise mutlulukla gezerim gibime geliyor :) Size de güzel günler...:)

francesca mckennitt dedi ki...

emili; gezdiğimde mutlaka yazarım :) Proust'un Kayıp Zamanın İzinde'sine de benzetenler var ama ben her ikisini de okumadığım için o konuda bir şey yazamadım. Belki okuduğumda yine değinirim Masumiyet Müzesine :) Ama evet kurmaca olduğunu öğrendiğimde aynı hayal kırıklığı bende de oluştu :)

francesca mckennitt dedi ki...

Zeynep Özmen Ünlü; Şeylerin Masumiyetini röportajda gördüm ben de yine, bakalım müzeye gidince görürüm :) doğru, ben bir dedenizin Beşiktaştaki evini hatırlıyorum:) kesinlikle çok derinden etkiliyor, ben okuduğum süreçte etrafımdaki insanlara anlata anlata bıktırdım galiba, bitirir bitirmez de hemen buraya yazdım zaten :)

francesca mckennitt dedi ki...

zuuu; ah keşke bende de bekleyen 3 kitap olsa :) şuan aklıma gelen en az 30 kitap var elimde beni bekleyen ve onları düşündükçe vicdan azabı çekiyorum resmen :))

wendy dedi ki...

O zaman müzeye gel bakalım, ben pazarları orada çalışıyorum. Ve müze sanırım sandığın gibi kötü olmayacak benim gözlerim dolmuştu mesela ilk gezdiğimde.

francesca mckennitt dedi ki...

Aaa :) gezme mekanından iş yerine dönüşmesi ne ilginç bir müzenin değil mi :) Şimdi dolmuyordur tabii :)

Kulisteki İnsan dedi ki...

Hep kitaplar insanın zihninde canlandırılır, bir sürü olay, nesne gerçek gibi düşünülür... Bu sefer kitaptaki nesneler canlandırılmış ve gerçeğe dönüştürülmüş... Müzeyi de gezdikten sonra kitapta anlatılanların yazarın hayal ürünü olduğuna kimse inandıramaz seni gibime geliyor Francesca :)

francesca mckennitt dedi ki...

Eveet, zaten inanmamakta direniyorum :)) Bence bir Füsun ve Kemal var ama olaylar gizli kalmak zorunda diye hayal ürünüymüş gibi anlatıyor diye avutuyorum kendimi :)) Ama umarım kitapları filme çektikleri zamanki hayal kırıklığını yaşamam müzeyi gezerken.