30 Haziran 2012 Cumartesi

Van Gogh Alive

"Önce resim yapmayı düşlüyorum sonra düşlerimi resimliyorum."


Küratörler buna, "sanatı deneyimlemek" diyor. Bu gerçek anlamıyla deneyimlemek çünkü en başta Van Gogh'un tablolarıyla beraber hayatını okuyorsunuz. Ardından "alive" dedikleri ortama giriyorsunuz. Dört bir yanda projektörler ve devasa ekranlar var, buna "sersory4" diyorlar. Bir film gibi, en baştan anlatmaya başlıyor. Hem görüntü hem de ona uygun müzik. Hem de bir yandan ekranda Gogh'un o durumla ilgili sözleri çıkıyor. 


Mesela bir tren resmi mi var, önce bir tren sesi geliyor ardından ekranlarda yavaş yavaş raylar beliriyor. Tren en baştaki ekrandan girip en sondakinden çıkıyor. Anlatabilmek için bir örnek video koydum:

video






"Kalbimi ve ruhumu işin içine kattım. Bunu yaparken de aklımı kaybettim."


"Daha parçalanmış ve hasta bir hale geldikçe daha iyi bir sanatçı oluyorum."

Demiş Van Gogh. Her yaptığıyla da bunu kanıtlıyor zaten. Defalarca denediği intihar, meşhur kulak kesme vakası gibi durumlar yüzünden akıl hastanesinde kalmış bir süre. Ama dini yöntemlerle sorunu çözmeye çalışmaları onu daha da hasta etmiş. En son, tarlalar arasında müstakil bir evde, tarlayı resmettikten sonra bir mektup yazarken birden tarlaya doğru koşmuş. Ama gerçekten "birden", sergide o mektup da var. Cümlenin ortasında mektup kesiliyor yani. Her neyse, tarlaya koşmuş ve kafasına bir el ateş etmiş. Ama yine ölememiş. Sonra birlikte olduğu kadınlardan birinin evine gitmiş. Birkaç gün savaş verdikten sonra da ölmüş. Bunu anlatırken önce o sapsarı buğday tarlası görünüyor, kuş ve rüzgar sesleri geliyor arka fondan. Derken birden müzik hızlanıyor, tabanca sesi geliyor ve her yer kapkaranlık oluyor.





Türkiye için ciddi anlamda yenilikler içeren bir şey -sergi demek yanlış oluyor sanki- olduğunu düşünüyorum. Geniş katılımlar ve uyandırdığı yankı da bunu kanıtlıyor gibi. Gidemeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim.


19 yorum:

AtYarışındaki Eşek dedi ki...

Gidemeyenler şu an ağlamaya çalışmakla mesguller bkz.ben
Neden ben neden?!
Dali geldi
Van gogh geldi
Ben gidemedim.

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

Çok çok keyifliydi, Ankara'da olacağı dönem oralarda olma gibi bir planım var ve eğer orada olursam mutlaka gideceğim tekrar.

Lulu dedi ki...

cok farkli bir deneyim , muzigin, goruntulerin her seyin birlesmesi. Gercekten merak ettim. ben de olsam sergi diyemezdim, dedigin gibi baska bir sey:)

Mr.E dedi ki...

Ben gitmeye niyetlenip niyetlenip gidemeyenlerdenim ama içimden de "Fran nasılsa gitmiştir ondan okurum" dedim. Hatta bu yazı için geç bile kaldın küçük hanım!!! (hııııı!! şair burada yazara kızıyor :P)

francesca mckennitt dedi ki...

AtYarışındakiEşek; üzülme, ben de büyük bir Dali hayranı olmama rağmen ilk sergide gidememiştim. Aynı eserler gelmese de, yine bir Dali sergisi oldu ve gittim bak oluyor böyle şeyler :) Hem ben gidemeyenler için mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyorum, az da olsa gitmiş kadar olun diye :)

francesca mckennitt dedi ki...

Biraz Şöyle Biraz Böyle; Kesinlikle çok keyifliydi. Mmm hem de 2 kere gideceksiniz farklı ortamlarda, ne büyük şans :)

francesca mckennitt dedi ki...

Lulu; evet, uygun kelimeyi bulamadım sahiden :) Gidebilmiş olsaydın keşke, değerdi.

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; bak şimdi! Bundan sonra özel istek üzerine sergi de gezeceğim :p şaka maka, bu sefer pek fotoğraflık durum olmadığı için görsel koymadım açıkçası, anlatmayı yeğledim. Bu arada haftaya, ocak ayındaki bir etkinliği yazmayı planlıyordum ancak bu yorumundan sonra yazamam da şimdi:p

Mr.E dedi ki...

Piiii otur yaz bak hala bekliyor :))))

francesca mckennitt dedi ki...

Sorsana bilgisayar başına geçebiliyor musun diye!

Mr.E dedi ki...

Bilgisayar başına geçebiliyor musun diye? ^_^

crazywomanrosemary dedi ki...

O üzülenlerden biri de benim canım...nayse ki Goya yı yakaladım ama ..:))

Kulisteki İnsan dedi ki...

"İnsanları sevmekten daha sanatsal bir şey olmadığını düşünüyorum..." demiş Van Gogh...
İçinde kaybolup gittiğin, zamanın akmasını istemediğin, "sergi" denemeyecek deneyim...
Gitmiş olmanın, içinde kaybolmanın mutluluğunu seninle paylaşıyorum.
Gidemeseydim senin bu yazdıklarınla gitmiş kadar olurdum Francesca :)
Eline, kalemine, yüreğine sağlık :)
Not: Kalem dedim ama klavye mi deseydim? Hala yazmanın kalem gerektirdiğini savunanlardanım da :)

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; çok nadiren, 10ar dakikalık, yarım saatlik periyotlarla :)

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; ben de Goya'ya gidemedim henüz, planlarım arasında :) Umarım beğenmişsindir:)

francesca mckennitt dedi ki...

Kulisteki İnsan; doğru demiş Van Gogh :)
Beğenmene çok sevindim. Çünkü bence de, sergi değil bambaşka bir şeydi. Dediğim gibi özellikle Türkiye için çok da güzel bir yenilikti, düşünüp yapanları takdir ettim. Teknolojinin sanatla buluşması çok hoşuma gitti:)
Çok teşekkür ederim. Ben de kalemcilerdenim :) El yazısı ve defter görmeyince eksik oluyor sanki bir şeyler. Ama teknolojinin nimetlerinden faydalanıp, hızlı olmam gerektiğinde de bilgisayarı kullanmıyor değilim:)
Sevgilerle...

crazywomanrosemary dedi ki...

Çok ilginç çalışmaları var...O yüz yıl için bence çok önemli eserler...kaçırma derim..:))

crazywomanrosemary dedi ki...

ps, görevli ensemde dolaşmasaydı bir kaç foto alacaktım ama çok titiz bir çalışanla ikili gezdik adeta biliyor musun?Bir taraftan da sevindim yurdumda görevini hakkıyla yapanlar var henüz..:))

francesca mckennitt dedi ki...

Planlarım arasında zaten, gideceğim :) Pera Müzesi'nde flashsız fotoğraf çekmek serbest aslında ama Goya'ya özel tamamen mi yasaklanmış acaba?