25 Nisan 2012 Çarşamba

Balabanizm Sergisi

Balabanizm; İbrahim Balaban'ın açtığı son serginin adı. İbrahim Balaban çok yönlü bir sanatçı; film gibi dedikleri türden bir yaşam sürmüş/sürmekte oluşundan mıdır, doğuştan içsel dünyasının zenginliğinden midir bilemem. 








Öncelikle International Art Center'la başlamak istedim. Burası Bağlarbaşı'nda tam bir sanat merkezi. Sergiler ücretsiz, içinde kendi cafesi var ve görevliler çok ilgili. Hem eserleri inceleyebileceğiniz, hem de kendinizi evinizde gibi rahat hissedebileceğiniz bir ortam. Böyle bir ortamı yarattıkları için kurucularına, yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkür etmek istedim. Türkiye'de böyle yerler görmek beni çok mutlu ediyor.

(Hapiste birlikte yattığı Nazım Hikmet'in fırçasından İ.Balaban)


(Tahmin edin bu kim?)



En önemli yanı ise tabloların sosyal içerikli oluşu. Çoğu sanatçıda gördüğümüz salt kişisellik burada yok. Misal, üstteki tablo, hastane kuyruğunda bekleyen insanlardan etkilenmesi üzerine yapılmış.




(Köy yaşamı)


(Tutuklanan öğrenciler)




Bana göre, tek bir tabloyla direk vermek istediği mesajı verişi en güzel özelliği. Ayrıca, birkaç tablosunu gördükten sonra tarzını çözüyorsunuz ve görüyorsunuz ki tüm eserleri bu yönde. Sanki çocuk kitaplarının karakterleri gibi yumuşak ve acı sahnelerde bile güzel bir yan oluşturan çizgilere sahip.




Tabloların kalıcı fikirlere dayandığı ise şuradan aşikar; salonun üst katında yukarıda gördüğünüz eskizler var. Pek çok tablosunun, yıllar önce yapılmış eskizleri burada bulunuyor. Bir düşüncenin kağıda dökülmesi, gelişmesi, renklenmesinin ne kadar sürebileceğini görmüş oluyoruz. 

Türkiye'de bu konulara dikkat çeken ressam pek yoktur. Maalesef ki çoğu ressam halktan kopuk yaşar, aşk ve bunalım temalı resimler yapar. Bu konuda kapsamlı bir yazı yazacağım, bu sergi de yazının girişi olmuş olsun.


4 yorum:

mine dedi ki...

gezmek güzel olacak

francesca mckennitt dedi ki...

Ben şubat ayında gitmiştim, yazmakta çok geç kaldım açıkçası :( umarım süresi bitmemiştir.

Kulisteki İnsan dedi ki...

Yine bizleri gittiğin güzel bir sergi ile kıskandırmaya devam ediyorsun Francesca... :)
Paylaştıklarına bakarsak insanların sürekli yaşadığı ama yüzleşmekten kaçtığı, konuşmaktan korktuğu konular tablolarda ön planda.
Sanatçı isterse toplumun, ülkedeki gerçeklerin aynası olabiliyor... Bir kısım sanatçıda abuk sabuk şeyler yaparak toplum bunu istiyor deyip işin içinden sıyrılıveriyor...

francesca mckennitt dedi ki...

Kulisteki İnsan; niye kıskanıyormuşsun, sen de git sen de gör :)
Evet genel olarak bunlar var. Aslında masallar ve efsaneler içerikli tablolar da vardı ama paylaştıklarım genelde en çok etkilendiklerim oluyor. O sebepten onları koymadım bloga. Bir sergideki tüm eserleri yayınlamak, o sergiye emek verip hazırlayan insanlara saygısızlık olur diye düşünüyorum. O yüzden sadece bilgilendirme ve paylaşım amaçlı bir kısmını yayınlıyorum :)
Türkiye'deki "ünlü sanatçı" kavramı 2. kategoriye giriyor genelde maalesef...