1 Şubat 2012 Çarşamba

Mamak'ta Beş Kadın


Biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, aynı şeyler farklı kılıflarla karşımıza çıkıyor hep. Gönül isterdi ki, tarihe baktığımızda kültür sanat dolu olsun, savaşlar, fetihler, darbeler övünç kaynağı olmasın... Görünürde bir gelişme yok.



Mamak'ta Beş Kadın, 12 Eylül darbesi sonrası yaşanılanları, yaşayanların gözünden anlatan bir belgesel. Yönetmen Sezgin Türk de, izlerken yanımızdaydı ve kimi bölümlerde surat ifadesinin ne denli değiştiğini kendi gözlerimle gördüm. Samimi bir çalışma olmasının yanında en sevdiğim şey, orada yıllarını geçirmiş ve "mimlenmiş" kadınlar, umutlarını kaybetmemişti.

“Büyük bir yalnızlık, dışarıda sıkıyönetim bütün hükmüyle devam ediyor. Hayata sıfırdan başlayacaksın, bir aile kuracaksın, biraz mutlu olduğunda ‘Bu işte bir terslik var’ diye yüreğin sızlayacak. Hiç anlamadığın, bilmediğin işlere, yaşamını devam ettirmek için dört elle sarılacak ve bu işi de becereceksin. En acısı da dışarıda yaşamak. Çünkü adı yalnızlık..."

10 yorum:

inanirsakolurbence dedi ki...

Mimlenmiş kadın olarak yaşamak pek kolay olmasa gerek.O durumda bile umutları korumak hiç kolay olmasa gerek...

toprak dedi ki...

12 eylül öncesinde önemli bir devrim semti olan mamak bu gün kapitalis düzenin ezdiği bomboş insanların yeri, her gün oradan geçerken içim ürpererek bakarım o yalnız evlere ve aklıma gelir, sindirilmişliğimiz...

yazık, sadece yazık

crazywomanrosemary dedi ki...

Gerçekten kültür ve sanatın olduğu yerlerde yaşam ne denli zengin..Görünen 5 kişi kaç kişinin yaşam çizgisini altüst etti.Ertelenen yaşamlar nereden başlayacaklarını bilemediler neye tutunmaya çalışsalar hep içleri acıdı..Sadece onların değil bizim ruhumuzda da travmalara neden oldular..

Yeni neslin okuması gerekenler olabilir.

Kulisteki İnsan dedi ki...

Francesca; O zamanları yaşamış insanları ayakta tutan şey umutları ve hayalleriydi bence... Onları o kadar zor koşullarda, o kadar insandışı uygulamalarda pes ettirmeyen umutlarını ve hayallerini gerçekleştirme istekleriydi. Bu insanların yaşamları suratlarında gizli... Sezgin Türk'ün surat ifadelerinde gerçek belgeseli izlemişsindir bence... Ne kadar baskı ve ne kadar engel olursa olsun, insan hayallerinden ve umutlarından asla vazgeçmemeli... Hayallerin ve umutların hep seninle olsun Francesca...

francesca mckennitt dedi ki...

inanırsak; hiç ama hiç kolay değil.. Normal şartlarda bile kadınların 2.sınıf insan olarak sayıldığı bir ülkede, mimlenmiş bir kadın olmak hiç kolay değil.

francesca mckennitt dedi ki...

toprak; Mamak'a hiç gitmedim. Ama bahsettiğin gerçek, her yanda kol geziyor maalesef.. Büyük yürekli insanların büyük umutlarını, büyük çabalarını, ve hayallerini düşünüyorum da.. Bunun için mi ölmüşler diyorum çoğunlukla.

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; sanat, duygular için, insanlık için, beynimiz için en önemli gıda... 1.5 saatlik bir film bile neler katıyor insana, neler düşündürüyor. Sonra bunu bir başkası yazıyor, başkaları da düşünüyor.. Derken böyle böyle yayılıyor duygular, düşünceler, umutlar :) Yeni neslin, yani bizim okumamız gereken çook şey var :)

francesca mckennitt dedi ki...

Kulisteki İnsan; o zamanlar bu kadar çıkarcı bir genellik hakim değildi sanki topluma, değil mi. İnsanların hayalleri vardı, dediğin gibi. Şimdi bir sindirilmişliğin yanında, çıkarcılık da sözkonusu fazlasıyla. Herkes bana dokunmayan bin yaşasın modunda yaşıyor. Ve bize de hayret etmek kalıyor... Ama benim çok güzel hayallerim var. Umutlarım var. Ben bunlarla çok mutluyum. Senin de hayallerin ve umutların hep seninle olsun, sevdiklerinle beraber :)

Bolat dedi ki...

İçim sızlıyor bugünlerde ortam daha baskıcı sanki :(

francesca mckennitt dedi ki...

Ortam bir garip. Bazı yönlerden çok baskıcı, bazı yönlerden çok rahat..