13 Aralık 2011 Salı

Anjelika Akbar Piyano Resitali

Bekledim bekledim o büyük gün geldi! Her yaptığım şeyi erteleyerek yazan, neredeyse aylarca bekleten bir insan olarak; resmen 3 gün içinde yazısını yazdım düşünün. Nasıl da heyecanlanmışım. Uzun müddet oraya gideceğimi düşünmedim ki; taa ortaokul yıllarımdan hayranlık duyup da hayalini kurduğum insanın konseri iptal olmasın. -bkz. Murphy Rules-  Çok da fazla reklam yapılmamasına rağmen, salon tıklım tıkış doluydu. Anjelika tam zamanında sahneye çıktı, salonda bir alkış koptu ki inanamazsınız.


O daha sahneye çıkmadan repertuarına bakıp "aşk" yok diye üzülmüştüm. Çok geçmeden "size bir sürprizim var" deyip aşk'ı çalmaya başladı! Sanki zihnimi okumuş gibi. Ardından 2. sürpriz geldi. "Küçük oğlum Timur da bugün sizlere çalmak istedi." dedi. Küçük oğlan dediğimiz kaç yaşında olabilir sizce? 3.5 yaşında, çello ve piyano çalan bir dehadan bahsediyoruz da! Ayrıca Anjelika Akbar'ın annesi de salondaydı, o da piyanistmiş. Müzik bütün ailede var anlayacağınız.



Resitalin ardından CD ve kitaplarını imzalamaya başladı. O kadar sevecen ve sıcakkanlı ki, insanın sarılası geliyor. Ben heyecandan doğru düzgün konuşamadım bile, orası ayrı. "İçimdeki Türkiyem" diye bir kitabı vardı, onu imzalattım ben de. Ardından fotoğraf çektirip kaçtım resmen. Sanki daha fazla orada durursam büyüsü bozulacaktı, uzaktaki Anjelika yitip gidecekti gibi. Her şey öyle güzeldi ki; gerçekliğin içinde varolamazdı. Ben oradan çıkıp her zamanki montumu giyip, her zamanki yoldan evime gidemezdim mesela. Bir şeyler değişmişti.

19 yorum:

Mr.E dedi ki...

Bir kaç ay önce aynısını ben de yaşadım!!! AAAAAAAAA aynı yerlere gitmenin yanı sıra aynı şeyleri de yapıyoruz galiba :)

K.C.S. dedi ki...

Gerçekten çok sevinmiş.

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; allah allaah şaka gibi ya, nasıl oluyor da denk getirebiliyoruz arka arkaya böyle anlamıyorum :)

francesca mckennitt dedi ki...

K.C.S.; sevinmiştim tabii :)

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; bi sn daha vurucu bir soru geliyor. 9 aralıkta mıydı senin gittiğin?

crazywomanrosemary dedi ki...

Yazıları gecikmeli yazmada inan benden daha iyisin..en kötü huyum ertelemek..üzerime yoktur..:))Benim ritüelim hafta sonları klasik müzik için beklerim bu hafta gitmedim eksik kalıyor bir yanım..
18 Kasım da Çağ Erçağ ilimizin konuk sanatçısıydı eindeki 1740 yapımı Petrus Guarneri Viyonseli ile bizleri adeta uçurdu başka bir aleme..Orkestra Şefimiz Ender Sakpınar la frekansı harikaydı..:))

POST yazının son kısmında söylediklerin tüylerimi diken diken etti..Ne hoş bir değişim,gelişim oluyor di mi?

ha SÖYLİYEYİM !' seni kıskanmadım dersem yalan olur..:))

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; vuhuu :) klasik müzik apayrı bir şey ya, kafanı verip dinlediğinde gerçekten bambaşka alemlere gidiyorsun. Çok hoş değişim gelişim oluyor, ve A.Akbar'ın bu yazıya twitterdan öyle güzel cevaplar vermesi bile şu söylediklerimi doğruluyor :))

deeptone dedi ki...

yaaa daa bu kadını canlı dinleyemedim üff ya hatırlattın.

arada bir bloguna uğraman ne şeref.
:))))

Mr.E dedi ki...

Yok yok 25 eylül'de dinledim ben :)

crazywomanrosemary dedi ki...

Bu yazın twitter da da görülüyor ve sen yanıtı buraya eklemiyorsun..eh şimdi ayıp ettin..:)yorumu merak ettim ki.(Meraklı Crazy n'oLcek..;) )

francesca mckennitt dedi ki...

deep; yetişemiyorum, yarım yamalak fotoğrafsız özensiz yazılar da yazmak istemediğim için az az öz öz yazıyorum :)

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; bir an için aynı yere bir de aynı tarihte gittiğimizi düşündüm de :)

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; "Resitalim hakkında tek nefesle, ilgi ile okuduğum yazı:.." deyip yazının linkini yayınlamış,

ben de dedim ki "kelimeler kifayetsiz kalıyordu, yazmak istediklerimi yazamadım tam olarak."

o da demiş ki "zaten kelimelerinizin arkasındakiler,söylenmemişler etkileyici. .o doluluk hissediliyor."

pek mutlu oldum okuyunca :)

crazywomanrosemary dedi ki...

HAH ! bende onu dedimdi zati..yazının sonuna geldiğimde inan izlemiş gibi senin anlatımın tüylerimi diken diken etti..müthiş bir şey..bazen insan yazmadğında ya da dillendirmediğinde ne denli derin yaşadığını hissettirebiliyor ki..:))

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; evet sanırım olabiliyor öyle şeyler, ama o hissi verebildiysem ne mutlu bana :)

inanirsakolurbence dedi ki...

İnsan sevdiği sanatçılarla karşılaşınca dili tutuluyor.Ben de Feridun Düzağaç'ı çok severdim adamla Bozcaada'da karşılaştık.Resmen zınk diye kaldım aynen senin gibi fotoğraf çektirip kaçmıştım:D Bi saat kadar da alev alev dolandım yanaklarım kızarmıştı:D

francesca mckennitt dedi ki...

Aynen ya, çok tuhaf oluyor insan :) Galiba aşık olma duygusuyla aynı :))

crazywomanrosemary dedi ki...

Yazındaki son kısım duygu aktarımının VİRGÜL'Ü..Bu yorumunda NOKTA'sı oldu bence de aynen sanat-sanatçı insanı böyle derinden sarsabiliyor.

francesca mckennitt dedi ki...

Kesinlikle, sanatçı öyle bir şey ki. Evlerimizin içine insanları çağırırken bile çekinirken, onları kalbimize çağırıyoruz :)