21 Kasım 2011 Pazartesi

Babaanneler

Deep'in yazdığı Simay öykülerini bilirsiniz. Bir gün Simay'ın babaannesini yazmıştı ve bir başka blogcu da ondan esinlenip kendi babaannesini yazmış. Ben de şimdi şu yazıdan esinlenip bunu mim haline getiriyorum. Herkes babaannesi/anneannesini ya da onunla ilgili bir anısını anlatsa ne şirin bir mim olur.


Benim babaanne tarafında garip bir durum var. Bir nesil şehirde doğup köyde evleniyor, bir nesil köyde doğup şehirde evleniyor. Babaannem, şehirde doğup köye gelin giden annesinden çok etkileniyor ve hep İstanbul'a gelmek istiyor. Dedemle evlenmesinde en büyük etken bu oluyor. İstanbul'a gelip de uyum sağlamaya başlayınca tabii ki gözü açılıyor. Aradan 50 sene geçtikten sonra dedemin hastalığı falan derken Gelibolu'ya dönüyorlar. 


Bunları anlatmamın sebebi kişiliğini anlamanız için ipucu oluşturması. Hem o köyde büyümenin verdiği sağlıklı yaşam, hem de rahat; neşeli olmasının -Trakya insanı işte- etkisiyle, onu görseniz en fazla 60 zannedersiniz. Şen şakrak hayat dolu bir kadındır. Ama bir de sinirlendiğini görün, öyle bir inat eder ki kimse baş edemez. Mutlaka her istediğini yaptırır.  Bir de babaannem çok savurgandır maalesef. Sattığı arsaların haddi hesabı yok, tabii kimsede ona sorabilecek cesaret de yok. Nihayetinde gözü kara.. Durumun vehametini aktarabilmek adına bir anısını anlatayım: 


Bir keresinde annem, babam, babaannem vs. yemeğe çıkmışlar, ben de daha bebeğim o zamanlar. İki sarhoş adam da bizim arabanın önüne atlamış, babama saldırmışlar... Babaannem olanı biteni görür görmez atlamış arabadan, çıkarmış ayakkabıları! O koca cüsseli iki adamı dövmüş ayakkabılarla düşünebiliyor musunuz. Sonra aradan seneler geçti, yaklaşık 15 sene diyeyim. Bizim yazlığın kenarında olduğu deniz açık alan, normal şartlarda başka insanlar da girebiliyor ancak bizim oraya yaptırdığımız masalar, sandalyeler vs. var. Her pazar günü bizim siteyle piknikçiler arasında tartışma çıkar, "buraya oturamazsınız-otururuz" gibisinden. Ben de başka bir yerden sahile doğru gidiyorum, bir baktım babaannem kapmış terliğini eline, piknikçilere doğru ilerliyor. Durdurmasalar yine ellerinde kalacaktı adamlar herhalde :)


Ben de Mia, inanırsak, Mr.E, ribelle ve Leah'nın babaanne/anneanne anılarını duymak istiyorum.

30 yorum:

Miyuki dedi ki...

Hahaha! Süper babaanne resmen! Yiring.

francesca mckennitt dedi ki...

Evet evet, Sürahi Hanım'ın bir başka versiyonu :D

deeptone dedi ki...

ha ha ha çook tatlı cadıymış babaannen. geçenlerde bi blogçu yazdı. böylelerine devletli, makamlı kadın derlermiş.
:)

simaya yorum yapınca sana mim yap demiştim. iyi olmuş. krem karamel ve seymsomething pak tatlı yazmışlar. iyi işte yayılsın böle mim ve bir babaanne etiketi oluşsun.

ya sahiden bak, yazılanları buraya kopyala bir babaanne anneanne bölümü oluştur. ben düşünmüştüm artık sen yap. bu yazıya girer girer güleriz.

:)))) şehirli-köylü kombinesi de var demek ki.

francesca mckennitt dedi ki...

Hehe evet oluşsun bence de. Nasıl yani, herkesin yazısını bir araya mı toplayayım, nasıl baş edeceğim ki onunla :)

Eveet aslında bende de biraz "Dağlar kızı Reyhan"lık var yani, 70 sene öncesinden kalma:))

deeptone dedi ki...

aman neyse boşveer uğraşma zor iş toplamak. zaten bi de sınavların vardır.
:)

francesca mckennitt dedi ki...

Sınavlarım bitti ama yine de zor iş toplamak tabii :)

Sylvie ribeL_ dedi ki...

Benim anım yok ki :(:( babaannem vefat etti ben tanıyamadan , anne annem desen bizi pek hatırlamıyor, bayadır alzaimer hastası kendisi :(

francesca mckennitt dedi ki...

İlla anı olmasına gerek yok ki canım, onun kendisini de anlatabilirsin. Ya da anlatmazsın yani istemiyorsan anlatma tabii:)

inanirsakolurbence dedi ki...

Çok harika bir mim olmuş Francım epey eğleneceğiz gibi görünüyor.Babaannen süper:D

Sylvie ribeL_ dedi ki...

Yok yaa ben bu mimi es geçiyim, üzülürüm çok yazarsam :( sağol ama tatlım mimlediğin için benide..

francesca mckennitt dedi ki...

inanırsak; evet bence de çok eğlenicez, kimbilir neler çıkacak :)) "süper babaannee, seni çok seviyoruuz" şarkısı benden ona gelsin hehe :)

francesca mckennitt dedi ki...

Sylvie; peki o zaman canım, sen bilirsin :)

inanirsakolurbence dedi ki...

Ben o şarkıyı hep söylerdim:) Uff benim aklıma çok manyak şeyler geldi bu arada:D Biraz biriksin de öyle yazarım:)

francesca mckennitt dedi ki...

Hihi:) Takıl kafana göre :)

Mia Wallace dedi ki...

yaaa ne tatlı mim olmuş cidden! diğer yazıları da görmüştüm ama bu pek tatlı tnaışmaları hikayelerii :)

şimdi ben bu mimi nasıl yapsam bilemiyorum çünkü;

1- babaannem ben henüz 1 yaşındayken ölmüş. hiç tanımıyorum o yüzden hakkında hiçbir şey bilmiyorum :(

2- anneannem'i ne kadar sevmediğimi bilirsiniz. hakkında bir kaç tane yazı var ve hepsi de nefret dolu.. o yüzden hiç ağzımı açmiyim ben

ama üzüldüm bu mimi yapmayı çook isterdim!! :(

francesca mckennitt dedi ki...

Aa sen de mi. tüh ya bilseydim yapmazdım ben böyle mim, hepinizi üzdü bu mim:(

Mia Wallace dedi ki...

yok tatlım bence harika bi mim! eğer anneannemle güzel bir anım olsa anlatırdım ama bütün anılarım kötü.

bir de beni üzen mimini yapamamak. yoksa anneannemi hatırlatmak beni üzmedi merak etme sen bence çok tatlı bi mim :)

diğer yapılanları da okumuştum zaten. e simay yani tabii ki güzel mim merak etmee :)

Mr.E dedi ki...

as soon as possible mademoiselle

francesca mckennitt dedi ki...

Keşke öyle olmasaymış. Üzüldüm ben de şimdi. Mimi boşver ya, eğlence amaçlı yapılmış bişi sonuçta :) Di mi, Simay kalitesi:))

Mia Wallace dedi ki...

e yanii, aynen öylee :) eğlence amaçlı yapılmış ve simay'ın olduğu yerde eğlence eksik olmaz :)

crazywomanrosemary dedi ki...

BAYILDIM ! HARİKA BİR MİM OLMUŞ..:))

Joy dedi ki...

Babaanneye bak sen, çok tatlıı:D

Ben babaannemi hiç bilmiyorum ben doğmadan vefat etmiş, anneannem de ben hatırlayamayacak kadar küçük yaşta.. Dedemler de öyle. O yüzden çok özeniriiim, bence anneanne/babaanne/dede sevgisi çok ayrı. Keşke yaşayabilseydim.

Neyse sizin anıları okuyup mutlu olalım madeem^^

francesca mckennitt dedi ki...

Miam aynen öyle tatlım :)

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; teşekkürleer :)

francesca mckennitt dedi ki...

Mr.E; yorumun neden bugün geldi anlamadım ama istediğin zaman yap tabii monsieur :)

francesca mckennitt dedi ki...

Joy; ben de dedemi pek bilemiyorum ama evet doğru diyorsun, farklı oluyormuş. Babam diğer dedemin genel huylarını anlatıyor mesela, bana davranışıyla ona davranışı o kadar farklı ki. Sanırım "torun sevgisi farklı" dedikleri olay :)

inanirsakolurbence dedi ki...

Fran geç oldu ama mimi yaptım umarım beğenirsin:)

francesca mckennitt dedi ki...

Beğenirim tabii :) Geliyorum hemen.

Kısaca Fd dedi ki...

Ben anlatsam roman olur. Cidden. Babaannem dedemden önce evlenir. Kocası askere gider ve şehit olur. Askerlik o dönem çok uzun tabi. O askerdeyken bir kızı ölür. Oğlu ile kalır. Gelin olduğu aile servetlerine ortak olmamaları için çocuğu nüfuslarına kaydetmezler. Babaannemi de babasının evine gönderirler. Sonra dedem evlenir. Oğlunu da yanına almak ister ama çocuğu yani amcam olur bundan sonra istanbula sözde okumaya göndermişlerdir önceki evli olduğu aile. Kuran kursu okumak dediysem. bi iki yıl da değil hani. Daha 3 4 yaşındaki çocuk tek başına istanbulda. Bir ermeninin yanında büyür. ayakkabı çanta işi yapmaktadır beraber. çocuk büyük. askerlik çağına gelir ve neden beni askere çağırmıyorlar diye düşünüp çıkar gelir memleketi malatyaya. o soyadını babasının soyadı olarak bilirken köye gelince öğrenir ki soyadı annesinin ailesinin soyadı. Hiçbir yere ait olmadığını düşünür ve geri istanbula dönmek ister. Çünkü o ermeni ona demiştir ki "oğlum ben seni evlat edinirim ama bizim cemaatimiz bir müslümanı evlat edinirsem beni kınarlar. istersen bu dükkanı sana bırakayım istersen de sana başka bir yer açayım. Benim mirasım senin" . Dönmek ister çünkü babasının ailesi onu evlendirmeye de yanaşmaz. Çünkü bu yetim çocuğun baba tarafında bekar kızlar vardır ve bekar kızı bulunan bir aile başkasından kız istemez(o ailenin düşüncesi o devirde) dedem olaya el koyar. onu yani amcam işte. evlendirir. babaannem bu süreçte hiç oğlunu görememiştir. 7 çocuğu olmuş ve bir çocuğu daha 3 4 yaşlarında kızamıktan ölmüştür. kabaca çok kısa özeti bu. ayrıntıya girilse gerçekten çok enteresan şeyler var. bi gün kamerayı elime alıp "ömür dediğin" tarzında bir film çekmek istiyorum. Tabi aileler hala yaşıyor olduğu için kimseyi kırmak incitmek istemeyecektir . O yüzden kabul ederler mi bilemiyorum.

francesca mckennitt dedi ki...

Seninki tam olarak roman gibiymiş! Cidden kitap okuyormuşum gibi geldi bana :) Böyle olduğunu bilsem seni de mimlerdim yahu, hatta ben mimlemişim gibi anlatsan daha keşke :)