12 Ekim 2011 Çarşamba

Ezginin Günlüğü

Ezginin Günlüğü her cuma Tav Bar'da sahne alıyor. Bu yazıyı yazmamın amacı da; Tav Bar'ın hilelerine kanmayalım, kananları uyaralım.




İlk uyarım aslında her cuma çıkmıyorlar, bazen turneleri vs. oluyor -nedense hep biz buna denk geliyorduk- ama bu "her cuma" lafından bayağı bir kazanıyorlar. İkinci uyarım daha oturduğunuz anda çerez, cips, meyve türevi şeyler geliyor. Siz de mutlu oluyorsunuz. Sonra hesaba göz attığınızda niyeyse hep hüzünlü şarkılara eşlik etmek zorunda kalıyorsunuz...



Heh bunları geçersek, hayranları için harika bir fırsat zira 2 saat boyunca dipdibe oluyor birlikte şarkı söylüyorsunuz. Aynı barda oturuyor, aynı masalarda sohbet ediyorsunuz. Hatta mekan o kadar daracık ki, çarpışıp duruyorsunuz. 

22 yorum:

Sylvie ribeL_ dedi ki...

Ah ah o biz istemediğimiz halde masaya gelen ve sonra parasını ödediğimiz mezelere feci gıcık oluyorum, kaç kere kavga çıkardım ve ödemedim sonunda, ama cidden ona hep dikkat etmek lazım hepp :)

Lulu dedi ki...

Himm. Soyledigin iyi olmus, yoksa her Cuma lafina kanardim ben de. Bri Cuma gunu denemeliyim:)

Bir İnce Ses dedi ki...

Benim cumaları hep işim oluyo ya yoksa kesin gelirdim yani :p

francesca mckennitt dedi ki...

Sylvie; valla ben Taksim'deki mekan sahiplerinden korkuyorum, çoğu mecburen levyedir silahtır falan bulunduruyor, kavga edilir mi onlarla bırr :) Biz de meyveleri falan yolladık geri ama bu sefer küçümen cipslerden de para aldılar :D

francesca mckennitt dedi ki...

Lulu; gitmeden önce rezervasyon yaptır çünkü çok kalabalık oluyor. Hem de çıkıp çıkmayacaklarını öğrenmiş olursun :)

francesca mckennitt dedi ki...

Bir İnce Ses; hehe çok komik oldu o ama ya :) Bir de ben trip attım kıza "mesaj atıyorum niye sallamıyosun" diye :))

Nida ersin dedi ki...

Beni de merak sardı, bar eğlencelrini pek sevmem ama, Tav Bar'da, mini bir müzikol havası var, nasip olursa istanbul'a geldiğimde ziyaret etmek istiyorum, istklal'e yakın herhalde.
ya ben çok şey istiyorum her gördüğüm duyduğum müzikle ilgili konulara iştahım kabarıyor.:)
Şimdi de bir düşüneyim diyorum, geldiğimde mevve tabağımı? cerez mi daha iyi gelir. Hiçbirisi olmasa illaki fixs menü hesabı aldıklarına göre bişeyler denemek lazım:D

inanirsakolurbence dedi ki...

Frannes mekan baya fena görünüyor özellikle ateşli perdesi beni benden aldı:D

Loş ışık olsa bir de sanki Nuri Alço bi yerden çıkıvercek gibi:D

Ama Ezgi'nin Günlüğü için gidilir işte cumayı denk getirmek mesele:)

deeptone dedi ki...

yazıyı da sevdim yorumları da.
:)))

francesca mckennitt dedi ki...

Nida Ersin; evet İstiklal'de, miss poem'in sokağından girince sağda kalıyor hemen. Aynen çyle, müzikhol gibi, küçücük ufacık bir yer. Hani Ezginin Günlüğü olmasa gitmem açıkçası :) Ben her zaman meyve taraftarıyım da çerezseverler daha çok, demokrasiye yeniliyorum hep :))

francesca mckennitt dedi ki...

inanırsak; evet canım, diyorum ya normalde olsa gitmeyeceğim bir yer :) Ama samimi olması güzel, yaa düşünsene dipdibe söyledik bütün şarkıları :) Getir getir mutlaka :)

francesca mckennitt dedi ki...

deep; hihihi, uğrayabilmişsin sonunda. Bir de bana gelmiyorsun der :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Ezgi denince aklıma hep ilk okul günlerim geliyor. Niye bilmiyorum bana oradan birini hatırlatıyor ama adı Ezgi bile değil...
Ezginin günlüğüyle eski günlere gidiyor gibi oluyor, hayatta akıntı tersleşiyor. Maksat huysuzluk olsun işte... Ezginin günlüğündeyse beni een çok bir gemi çağırıyor. Hiç geri dönmeyim diye...

francesca mckennitt dedi ki...

Ben de duyunca hep hüzünleniyorum.

Neredesin ki? Ben de en çok ebruliyi severim, "adamım bu küçük işlere ben bakarım" :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

:)...
Neredeyim..? Mesela böyle anlar pek kendimde değilim. Kendim bile değilim... Cismim ise Ankarada ikamet etmekte, gökyüzüne yakın bir yerde. Yinede limanı var ama gemilere. Sonra sigarada içmem ama dumanı çok tüter odamda. sararım kendimi o dumana, saklarım kendimi.
Yırtık bir afiş yok, ama yinede gördüm seni orada...

francesca mckennitt dedi ki...

:))
Yorumun çok hoşuma gitti. Afiş olayını biliyor muydun yoksa telepati mi :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Ben hakimim masum bey, hiç bir şey bilmiyorum :) Merak ettim ama işin aslını, neymiş bu afiş meselesi yauv :)
Bu arada teşekkür ettim :)

francesca mckennitt dedi ki...

:))
Biz o gün hatıra olsun diye sokaktaki E.G. afişlerini koparmaya çalıştık. Koparamayınca yakalım bantları dedik, derken tüm afişler alev aldı. Bir anda söndüremedik, bir arkadaşımız ayakkabısını çıkardı vura vura söndürdü falan rezil olduk herkese. Yazmışımdır diye düşünmüştüm :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Ateşin cız olduğunu sölemediler mi size "a" çocuğum :))
Ya o ateş ayakkabıya, oradan da sana sıçrasaydı "b" kızım.
Suda çözünen, sürekli almamız icap eden vitamin..: "c"
"d"evam etmek istemiyorum ama bu muhabbete :)

Valla bana özel yazmadın sevgili Francesca, yurdumu insanıyla paylaştın ise de, benim gözümden kaçmış demek ki.
Bunun üstüne bir sesli söylüyoum, "e" :P :)

francesca mckennitt dedi ki...

Buraya yazmadım da twitterda falan yazmış olabilirim belki diye geçirdim bir anda aklımdan. Ama çok güldüm ya, çok yaratıcısın Hayal :) Bilmiyorum o anda gözümüzü hırs bürüdü herhalde, mutlaka almalıydık o afişi :p

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Teşekkür ederim güzel insan :) Benimde gözümü bürüyo bu hırs bazen. Mesela bugün neredeyse 20 dakika dolandım yavaş yavaş peşinde bi yavru kedinin seveyim diye. Menzilime girdi, üstüne atlayıp sevmem için mesafe yeterliydi ama ben kendi gelsin istedim hırsla... Yine gördüm ki hırs ile beklemek, "kendi gelir alışıp birazdan diyerek, hatta yerde bulduğun küçük bir tavuk kemiğiyle aklını çelmeye çalışmak bile bir işe yaramıyor. Gereksiz hırs yaptım gelir diye. Üstüne atlayıp, yakalayıp sevmeliydim. Sevemedim o acaip tatlı kediyi bugün, içime oturdu yemin ediyorum. İnsan hayatında kaç tane toparlak yavru kedi görür ki... neyse, moralim bozuldu... :))

francesca mckennitt dedi ki...

Hahahah :)) Alemsin yahu. Keşke sevseydin hakikaten. Bundan sonra ona benzer bir toparlak görürsen hemen kovalarsın :p