12 Haziran 2011 Pazar

Gostivar

En son yazdığım metrobüs yazısından sonra, düşündüm ki Türk mantığı her yerde aynı. Makedonya'nın en büyük Türk nüfusuna sahip kenti Gostivar'dan bahsedeceğim. 


Koca şehirde bulabildiğim tarihi tek bina bu. Hepsi yıkılmış, her yere apartmanlar dikilmiş... Aaa bu bana bir şey hatırlattı!


Kültür Evi binası kapalı, kullanılmıyor. 


Başımıza gelen en güzel şey, günlerdir çay içememekten çay krizine giren anneme çay ararken bulduğumuz Türk ocağıydı. Tesadüfen Türk Milli Birlik Hareketi Başkanı Erdoğan Saraç da oradaydı, tanıştık sohbet ettik. Herkes bizimle çok ilgilendi, göremedikleri Türkiye'ye selamlar söylediler. O kadar mutlu oluyor ki insan böyle küçük şeylerden. Yaşamak gerek.

Bugün seçim var ve dün Ataşehir'den AKP mühürlenmiş oy pusulaları çıktı... Ne diyeceğimi bilemiyorum artık. Gerçekten sinirlendim, yazı da hiçbir şeye benzemedi ama anladınız beni.


12 yorum:

Sylvie ribeL_ dedi ki...

benzemez olurmu canım benim, sen yazarsında güzel olmazmı bir yazı, gostivar şehrini öğrendik az biraz, ne güzel birşeyler katan yazılar yazabiliyosun en azından sen, ben pek beceremiyorum onu :) hadi sende film öner benim postumada indireyim onlarıda ??

Bir İnce Ses dedi ki...

Yazının başlığını gösteri var olarak okuyan güzide bi insan olarak kendimi tebrik etmek istiyorum. Sen yine gez toz maşallah :) Oy pusulaları için de diyebileceğim pek de bi şey yok açıkcası :(

crazywomenrosemary dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Lulu dedi ki...

Bu Cuma Makedonya'ya gidiyorum canim. Makedonya postlarini kaydettim. Gidince islerden firsat bulabilirsem, anlattigin yerleri gezmek istiyorum.

francesca mckennitt dedi ki...

Sylvie; öyle deme, bende senden farklı şeyler öğreniyorum :) Ah, film önerisi isteyeceğin en son insan benim herhalde; o kadar az film izliyorum ki. Ama bakayım yine de, belki benim bildiğim senin bilmediğin bir şeyler çıkar:)

francesca mckennitt dedi ki...

Bir İnce Ses; ya ben buralara gideli bayağı oldu hatırlamıyor musun. Öyle zırt pırt bir yerlerde değilim yani, iyice gezenti oldum gözünde :) Gösteri var işte, yalan mı:))

Cyberduck dedi ki...

Egzotik bir esintisi var, ilgili yazının :).

Bu arada, tarihi diye nitelendirdiğin binayı yakın markajda gözlemledim de,

pekte tarihi olmadığı kanısına vardım :). Görünüş itibari ile...

Ayrıca, yurt dışındaki Türk banliyölerini gezme trendi, Almanya için mükemmel bir fikir ışıltısı oluşturdu bende (:

Nice egzotik seyahatlere diyorum :) en nihayetinde.

****

Saygı ve sevgilerle...

deep dedi ki...

tabii ki anladık.
ayrıca, iyi ki yazıyorsun gezi yazılarını.

bugünlerde, sadece, sınavlara hazırladığım öğrencilerim var. günde 12 saat ders veriyorum pazar dahil her gün. haziran ve temmuz böle. başka bişi yok. sona da uyuyorum :)

francesca mckennitt dedi ki...

Cyberduck; pekala, tarihi görünümlü diyelim o zaman :) Etraftaki diğer binaların tamamı apartmanlar ve bakımsız yapılardı; en azından gördüğüm kadarıyla. O sebepten bu fotoğrafı kullanmak zorunda kaldım.

Bu yazılar şubatta yaptığım Makedonya-Yunanistan gezisine ait. Siz yeni okurlardansınız, bilmiyor olma olasılığınız yüksek:) Güzel bir fikir, uygulama imkanınız varsa neden olmasın... Sevgilerle:)

francesca mckennitt dedi ki...

deep; ne çok yoğunlaştın böyle. Yorulmasan çok. Yaz ayları dinlenme ayları oysa. Sana daha çok yük bindi :) Daha çook başınızı ağrıtacağım sizin gezilerle :)

Nessuno dedi ki...

Gostivar'a öğleye doğru gelmiş, otele eşyalarımı bırakıp şehri dolaşmaya çıkmıştım, tam o sırada okundu öğle ezanı, bir anda tanıdık sularda, namaz çıkışı gördüğüm beyaz sakallı dedelerden sonra kendimi Anadolu'nun tipik bir şehrinde hissettim, her şey çok aşinaydı...

francesca mckennitt dedi ki...

:) Değil mi, çok benzer. Hatta aynı denebilir. Ben de çok sıradan hissettim kendimi o sokaklarda. Hiç yabancılık hissi yoktu.