27 Nisan 2011 Çarşamba

İlkokul Öğretmeni

Mia'nın Bu yazısını okuduğumda, birdenbire ilkokul yıllarıma gittim. Nivea'nın değil de, Avon'un el kremleri vardır ya hani. O zamanlar pek yaygın değildi onlar. Benim ilk defa "nemlendirici krem" kavramıyla tanışmamı sağlayan ilkokul öğretmenimdir!


Oldukça konuşkan ve tombul bir kadındı öğretmenimiz ama inanılmaz disiplinliydi. Zaten minicik olduğumuzdan, fiziksel özelliklerinin de bu otoritede etkisi vardı elbette. Çok iyi hatırlıyorum, 1. sınıftayken bir harfi tahtaya yazardı mesela, biz tekrar tekrar yazardık deftere. İşte bu tekrar tekrar yazma kısmı, onun günlük bakım zamanıydı!


Önce çantadan el kremi çıkartılır. Ardından cüzdan. Sınıftan bir öğrenci kantine su almaya gönderilir. Bu öğrenci, o günün en çalışkanıdır. Öğretmene su almak, bizim için adeta bir ödüldür! Seçilmiş kişi sınıftan çıktığı anda, öğretmen yüzüklerini tek tek çıkarır. Ancak prensip olarak en son alyansını çıkarır. Sonra sol elinin üstüne kremi boca eder ve diğer eline de oradan sürer. Ama nasıl keyifle, yavaş yavaş... Sonra gülümser ve yine tek tek yüzüklerini takar. Bingo, o sırada öğrenci sınıfa gelmiştir! Aynı gülümsemeyle suyu içer ve teşekkür eder. Öğrenci yerine oturunca da tahtaya geçip, başka bir harfe geçer.


Anlatasım geldi.

32 yorum:

deep dedi ki...

çok hoş bir anı.
:)
tören haline getirmiş.

francesca mckennitt dedi ki...

Tam da senin blogunda, "ben bu kadına ne yorum yapsam ki" diye düşünüyordum biliyor musun :)

memento mori..# dedi ki...

ay bizimki de aynı buydu.. yüzüklerini tek tek çıkarması falan..

bi de şeker yerdi şapırdata şapırdata çok iyi hatırlıyorum.. ah maziii :))

deep dedi ki...

a-ha.
bak işte telepati.
ikisi de kadın yazısı üstelik.
gerçek bir tesadüf işte.
:)

francesca mckennitt dedi ki...

Heheh, demek ki eğitim fakültesinde yaygın bir durum bu :))

francesca mckennitt dedi ki...

bence artık bizim frekanslarımız uçtu gitti deep, telepatiyi falan da aştı bu :))

ilnevyA dedi ki...

bizim ki emekliliği yaklaşmış olduğu içindi heralde yapmazdı böyle şeyler :D

zaten ilkokulda 3 tane hoca değişikliğimiz oldu. 3'ü de bizim sınıfla emekli oldu. hele son gelen öğretmen mandolinle geliyodu sınıfa her gün bi saat şarkı çalıyodu filan. sene sonu müsameresi için de 30 tane piyes hazırlamıştık kendisiyle. çok iyi adam idi :D

deep dedi ki...

bence de çok öle. hayırlısı.
:)

francesca mckennitt dedi ki...

deep :))

francesca mckennitt dedi ki...

ilnevyA; bizimki de 3. sınıfta emekli oldu, bu hep matematik çözerdi, yeni gelen de tarihi çok severdi, bu iki hocanın farklı eğilimleri yüzünden ben böyle ahtapot gibi oldum :))

Ayrıca 30 piyes nedir yahu, abartmamış mısınız :)

huyumkurusun dedi ki...

Su aldırdığım olmuyo değil.:)Ama çok hevesleniyorlar ne yapayım.:PAma benim öle yüzüklerim falan yok yani onlar bir harf yazarken ben genelde ya defteri doldururum.Yada yazamayanları kontrol ederim.:)

francesca mckennitt dedi ki...

:)) Evet, çok mutluyduk biz de suyu alırken zaten. Huyum hareketlerine çok dikkat etmen lazım, senelerce unutmuyorlar bak böyle bloglarda falan yazıyorlar sonra:))

Mia Wallace dedi ki...

francescam çok güzel anıymış iyi ki anlattın :)

benim hiç öyle bir ilk okul öğretmenim olmadı dicekken bizim öğretmenin daha garip olduğunu farkettim :)

o da çay aldırırdı sınıfın en çalışkanına ve durmadan saçını siyah beyaz (besiştalıydı) tarağıyla tarar, kapı arasında ceviz kırardı düşün :)

ry dedi ki...

ben öğrenciyi su, tost, çay almak için kantine gönderen veya fotokopi için kırtasiyeye yollayan öğretmenleri sevmiyorum. kendi işlerini neden kendileri yapmıyorlar?

francesca mckennitt dedi ki...

Mia'm, kapı arasında ceviz mi kırardı?! Çok güldüm buna ya, cidden daha garipmiş :)) Bizimkinin pek garipliği yoktu da işte, bir bu vardı, aklımda kalmış bak kaç sene:)

francesca mckennitt dedi ki...

ry; ilkokul öğrencisi için o yollamalar "sevilme belirtisi" oluyor aslında genellikle, ortaokulda işler değişiyor :)) Bilmem onlara sormak lazım :)

Amane Misa dedi ki...

Ne iyi yaptın da anlattın francesca :) İlkokul öğretmenimi hatırladım şimdi. O da konuşkan, tombul, disiplinli, sevimli bir kadındı. İş eğitimi dersindeydi sanırım koca bir tencere yemekler yapardık bütün sınıf ah ah ne günlerdi :))

francesca mckennitt dedi ki...

:))
Bize iş eğitimi dersinde ne alakaysa, potansiyel enerji kinetik enerji vs. onları öğretmişlerdi ve ben ilk defa "3" almıştım :)) Nasıl içime dert olmuş ya:)

Nida ersin dedi ki...

Mrb.franc hatırlatınca aklına geliyor insanın, bizde de vadı ilk 3.te çok güzel bir hanım-efendiydi. Lakin sınıfa geç gelenleri beş dakika tek ayak üstünde dikiltirdi, genelde ben geç kaldığım için, sağ ayağım hala yere daha sağlam basıyor, sol ayağıma nazaran!:))

francesca mckennitt dedi ki...

:))
Demek ki kadının bir bildiği varmış, gördün mü :p Bu bekletme olayı hala da varmış, tıp çare olamadı :)

crazywomenrosemary dedi ki...

AH ! francesca sen da az cin değilmişsin yani..;)) alyansını en son çıkarırdı ayrıntısına dikkat etmen çok hoşuma gitti...;))
küçük kadın seni seni...belliymişsin sen can can...;)

Şirvan dedi ki...

Vay be güzel ritüelmiş. Ben de mi denesem acaba? Ama benim öğrenciler atlar kremin üstüne bana da bana da diye. Masrafa girmeyeyim durduk yere :D Daha ucuz bi şey bulayım bari :))

inanirsakolurbence dedi ki...

bakımlı kadınmış öğretmenin:)

francesca mckennitt dedi ki...

rosemary; o dönemler en büyük idolümüz öğretmenimiz olduğu için, her bir ayrıntısı aklımda :)) Kıyafetlerinden tut, çocuğunun okul formasına kadar hatırlıyorum vallahi:)

francesca mckennitt dedi ki...

Şirvan; ovv nasıl öğrencilermiş onlar yahu :)) O zaman sana bim'deki arko kremleri öneriyorum, okulda sadece onları sür:))

francesca mckennitt dedi ki...

inanırsak; öyleydi, hem de oldukça kilolu olmasına rağmen. Hiç makyajsız vs. gördüğümü hatırlamıyorum mesela :)

Müge dedi ki...

İlginç :)
Benim de ilkokul öğretmenimin güzelliğine odaklı anılarım vardır. Aşı olacağımız zaman ona sarılıp mis gibi kokusunu duymak istediğimi hatırlarım hep.
O zamanlar peruk modası vardı. Perukla geldiğinde daha bir bayıldığımızı da...
Çocukluk işte..

Ne güzel yazmışsın...

francesca mckennitt dedi ki...

Aa sizi görmek ne hoş, uzun zamandor rastlaşmamıştık sanırım.

Hiç unutmamışız değil mi, insanın aklında nasıl kalıyor böyle şeyler. Çok ilginç bir durum aslında :) Teşekkür ederim :)

Müge dedi ki...

Francesca'cım, uzun süredir blog muhalefeti ve benim vakitsizliğim derken buralarda değildim. Yoksa seni asla untmuş değilim :)

francesca mckennitt dedi ki...

:))

Hepimiz öyle olduk. Dağıldık bayağı. Yeni yeni düzeliyor sanki buralar, anca :)

Müge dedi ki...

Evet evet, buradayız artık.. umarımmm!! :)

francesca mckennitt dedi ki...

Hihi umarım :)