28 Şubat 2011 Pazartesi

Lila

Lila, ah o lila. Ne narin, ne güçsüz görünür. Oysa onun annesi mor. Babası beyaz. Mor ne güçlü görünür. Beyazsa hassas. Demek ki evleri anaerkil.


Kuzeni pembe. Kızlarla çok iyi anlaşır. Erkeklerle hep dalga geçer. Onların esmer tenlerinde pek çirkin görünür. O bile sevmez kendini tahminimce. Erkek arkadaşı maviyle hep uğraşır. Aslında sorun mavide değil. En yakın arkadaşı kırmızıda. Kırmızı gel-gitlidir, dalgaboyu 630 nanometreden 760'a değişip durur. O hep kendi istediği olsun ister. Mavi de onun bu dengesizliklerine uyum sağlamaya çalışır. Pembe yerinde durur mu! Kırmızının en büyük düşmanıdır. Ama onu çok severmiş gibi görünür. Aralarındaki gizli rekabet hiç bitmez. Pembeyle kırmızıdan korkacaksın.


Her kuzen birbiriyle anlaşacak değil ya. Gri hep somurtur, aralarına hiç katılmaz. Oysa kahverengi, pembeyi çok sever. Ağabeyi gri yüzünden bir türlü pembenin yanına uğrayamaz! Gitse bir türlü, gitmese bir türlü; zavallı gricik ne yapsın.


Yeşil, bu griyle kahverengiyi ayırmak için uğraşır hep. Onlara bir dinginlik kazandırmaya çalışır. Hep pozitif enerji, hep. Ama kahverenginin burnu havada, bu saatten sonra düzelmez. O da eşi lacivertin kollarına sığınır.


Siyah hepsini şaşkınlıkla izler. Hepsi kendi çocuklarıdır, hepsi onun özünde toplanır. Oysa onlar bir arada hep neşeli, ayrıyken birbirleriyle didişirler. Lila öyle mi, hiçbirinin kavgasına katılmaz. Ne diyorduk, lila pek hassas...

44 yorum:

mon clementier dedi ki...

cok iyi ve yaratici sen hangisisin yani kendine hangisini yakin hissediyorsun onu merak ettim simdi

cOK YARATICI MUTLAKA DEVAM ETMELISIN

francesca mckennitt dedi ki...

Clementine :) Teşekkür ederim. Bilmem ben bazen lila, bazen mor, bazen yeşil oluyorum herhalde :)

holywitch dedi ki...

:)) mckennitt çok güzel yazmışsın :)

francesca mckennitt dedi ki...

Teşekkür ederim witch, nasıl oldun :)

Loana dedi ki...

bayıldım! çok şirin ya okurken birer karakter oldular resmen gözümde :)

francesca mckennitt dedi ki...

Teşekkür ederim :) "Valentine Reyizz" gibi olamasalar da idare eder :))

holywitch dedi ki...

sesim kısılıyo galiba :/
ama bunun dışında kötü değilim.

francesca mckennitt dedi ki...

Tek sorun sesse tamam. Bol bol çay olayı çözer. Burun murun araya girince kötü oluyor :)

Crazy For Polishes dedi ki...

gercekten cok yaraticisin.

iyi ki blogunu okuyorum. :)

francesca mckennitt dedi ki...

Teşekkür ederimm. İyi ki senin -sizin daha doğrusu- o rengarenk ojelerine bakıyorum ben de :)

huyumkurusun dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş.Çok beğendim.)::)Renklerede bak sen neler yaşıyorlarmışda hiç renk vermiyorlar:):P

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Gercekten cok güzeldi cok hosuma gitti,hic bu yönden bakmamistim renklere,tebrikler,sevgiler sana...

francesca mckennitt dedi ki...

huyum; Hihi valla hiç renk vermiyorlar :)) Teşekkür ederim kırmızı :)

francesca mckennitt dedi ki...

Bir Terazi Kızı; Ben de hiç bakmamıştım daha önce :)) Çok teşekkürler, sevgiler :)

Sylvie ribeL_ dedi ki...

sen süpermisin nesin acaba ? :/



mimlendin cicim :)

ry dedi ki...

aklıma rezervuar köpekleri geldi. bunu da izlemedim de şuraya düşüp bayılayım.

francesca mckennitt dedi ki...

Yok artık daha neler, hero muyum ben :)

Ne güzel mimmiş o. Ben en sevdiğim yeri yazmıştım ama yine de koyarım senin hatrına. Teşekkür ederim Sylviecik :)

francesca mckennitt dedi ki...

ry ayranını al yanına. İzlemedim :) Çizgifilmini hatırlıyorum sadece. Dün yüzük kardeşliğine başladım. Yanlışlıkla 3 kere pencereyi kapattım. En sonunda sinirlenip bıraktım. Kalan 1 saatlik kısmı da yarın izleyeceğim :)

huyumkurusun dedi ki...

Demek kırmızıyım:):)hım maviyle anlaşmak zor canım benim suçum yok.:)Tüm suç onun:):)

ry dedi ki...

tamam zıtız birbirimize ama bu zıtlık fazla. uzay zamanı büküp bu boyuttan kurtulmam lazım.

ortak bi nokta bulucam. the good the bad and the ugly 'i izledim de yoksa bu çocuk küçük yeşil adamların yanına gider.

francesca mckennitt dedi ki...

huyum o yüzden demedim ya :) Anladın sen onu bence :))

francesca mckennitt dedi ki...

ry nasıl kurtulacaksın ki o boyuttan. İzlediğim filmleri oturup sayabilirim sana, o kadar az film izledim yani :) Evet, gidebilirsin; izlemedim :) Durum vahim derken neyi kastettiğimi düşünüyordun!

ry dedi ki...

durum vahim derken popüler bir kaç filmi izlemedin sandım ama sen ne kadar efsane yapım varsa es geçmişsin. en azından dürüstsün, filmi izlemeyip clint eastwood 'a çirkin diyen kız biliyorum ben :)

http://www.youtube.com/watch?v=7R2Atsh6hHA

umberto eco 'nun the name of the rose kitabı elimdeki son koz. 86 yapımı filmi de var, sean connery oynuyor. bu da mı gol değil!!!

Nessuno dedi ki...

Hoş ve yaratıcı... Saat kaçta yazdın bu yazıyı ? :)

francesca mckennitt dedi ki...

ry neden sallayayım ki :) Yani efsane yapım değil, genel olarak hepsini hepsini es geçtim. Lisede ders kaynatmak için film getirir onu izletirlerdi, hocalar merakına yenilsin diye ve cidden de ders yapmaz film izlerdik. En çok o zaman film izledim herhalde :)) O da gol değil. İçinden neler geçiyor tahmin edebiliyorum şuanda :)) Şuan elimde 3 ayrı film listesi var, insanlar bana bir şeyler izletmek için seferber oldu resmen, artık cidden kendi kendime izleyesim geliyor inanır mısın.

francesca mckennitt dedi ki...

Nessuno 20:26'da yazmışım neden ki? Teşekkür ederim :)

ry dedi ki...

Mr.Pink: Neden ben pembeyim?
Joe: Çünkü sen bir ibnesin!
Mr.Pink: Neden herkes kendi rengini seçmiyor?
Joe: Asla. Bunu bir kez denedik, yürümedi. Sonuçta Mr.Black kim olacak diye kavga eden dört adamdan başka birşey olmadı. Bu yüzden ben seçiyorum. Bay Pembe sensin.
Mr.Brown: İyi de Bay Kahverengi de Bay Boka çok yakın.

francesca mckennitt dedi ki...

Şimdi anladım aklına neden rezervuar köpeklerinin geldiğini :) Benimle konuşurken nasıl hissediyorsun acaba. İlkokul çocuklarına sürekli bir şeyler anlatmak zorunda kalırsın ya, benimle sinema hakkında konuşmak da böyle olmalı.

Profösör dedi ki...

Moru severim.. Sevmeyeni morartırım :)))

ry dedi ki...

birkaç yakın arkadaşım benim bazı tavırlarımın mr pink 'i andırdığını söylüyor. aşağıdaki repliği okuduğunda nedenini anlarsın.

-Haydi, bir dolar at.

Mr Pink : Hayır, ben bahşiş vermem.

-Bahşiş vermez misin?

Mr Pink : Hayır, ben bahşişe inanmam.

-Bahşiş vermeye inanmaz mısın? Bu piliçlerin ne yaptığını biliyorsun. Burada pislik içinde çalışıyorlar.

Mr Pink : Saçmalama. Yeterince kazanmıyor olsa işi bırakabilir.

-Bunu söyleyecek cesareti olan bir Yahudi bile tanımıyorum. Şu konuyu açıklığa kavuşturalım. Hiç bahşiş vermezsin, öyle mi?

Mr Pink : Bahşiş vermem çünkü toplum vermem gerektiğini söylüyor. Bahşişi hak edene bahşiş veririm. Eğer gerçek bir çaba sarf etmişlerse bir şeyler veririm ama otomatik olarak bahşiş vermek kuşlar içindir. Onlar sadece işlerini yapıyorlar.

-Bu kız güzeldi.

- İyiydi.

Mr Pink : Özel bir yanı yoktu.

-Nasıl bir özel yanı olmalı? Seni arkaya götürüp p…ini mi yalamalı?

-Bunun için %12 bahse girerim.

Mr Pink :Bakın, ben kahve istedim. Uzun zamandır buradayız. Bardağımı sadece üç kez doldurdu. Ben altı kez doldurmasını isterim.

-Altı kez mi? Ya çok meşgulse?

Mr Pink : “Çok meşgul” kelimeleri bir garsonun sözlüğünde yoktur. Affedersiniz “Bay Pink” ama ihtiyacınız olan son şey bir bardak kahve daha.

-Aman Tanrım bu kadınlar açlıktan ölüyorlar. Asgari ücret alıyorlar.

Mr Pink : Ben de bir zamanlar asgari ücretle çalıştım ve toplum bahşişe değer olduğumu düşünmüyordu.

-Ama onların yaşamı senin bahşişlerine bağlı.

Mr Pink :Bunun ne olduğunu biliyor musun? Dünyanın en küçük kemanı, garson kızlar için çalıyor.

-Ne dediğini bilmiyorsun.

-Bu insanlar kıçlarını patlatıyorlar. Bu zor bir iş.

Mr Pink : McDonald’s da çalışmak da zor ama onlara bahşiş vermiyorsunuz değil mi? Neden? Onlar da yemek servis ediyorlar ama toplum der ki “Buradaki adamlara değil, buradaki adamlara bahşiş verin.” Bu saçmalık!

-Garsonluk, bu ülkede kolej mezunu olmayan kadınların yapabileceği en iyi iştir. Her bir kadının yaşamak için yapabileceği bir iştir. Sebebi ise bahşişler.

Mr Pink :Bu çok saçma. Aman Tanrım! Hükümet bahşişlerden vergi aldığı için üzgünüm. Ama benim hatam değil.

-Görünüşe bakılırsa garsonlar hükümetin düzenli olarak yağmaladığı bir grup.

Mr Pink : Bana bunu yapmamaları gerektiğini gösteren bir yazı göster, onu imzalarım. Lehinde oy bile veririm ama bu saçmalığı yapmayacağım.”Kolej mezunu olmayanlar” için de iki çift sözüm var: daktiloyu öğrensinler. Eğer kiralarını ödemem için benden yardım bekliyorlarsa bu çok büyük bir sürpriz olur.

-Beni ikna etti. Bir dolarımı geri ver.

-Dolarlar burada kalsın.

-Pekala gezginler, haydi gezintiye çıkalım. Bir dakika bekleyin. Kim bahşiş vermedi?

-Bay Pink.

-Bay Pink mi?

- Neden?

-Bahşiş vermezmiş.

-Bahşiş vermez miymiş? Ne demek “Bahşiş vermem”?

-Bahşişe inanmıyormuş.

-Kapa çeneni.

-”Bahşişe inanmıyorum” da ne demek? Haydi, bir dolar at seni pislik. Lanet olası kahvaltının parasını ödedim.

Mr Pink : Pekala, kahvaltıyı ödediğin için veriyorum ama normalde bunu asla yapmam.

-Normalde ne yaptığın umrumda değil. Sadece herkes gibi bir dolar bahşişi ver.

mr pink burada diğer adamlara karşı ne hissediyorsa ben de şu an onu hissediyorum.

not : mr pink rolünde quentin tarantino var. bunu ezberle bak. sınavda sorarlar.

francesca mckennitt dedi ki...

:))) Ben de moru çok severim. Daha doğrusu en sevdiğim renk mor. Telefonum bile mor :)

francesca mckennitt dedi ki...

Hahah peki. Evet bence de, Mr. Pink'sin. Ama Mr. Pink gayet mantıklı bir adam gibi gözüküyor. Sen de mantıklısın. Ama biraz fazla mantıklısın :)

deep dedi ki...

heeey be franlilac.

valla müthiş bi buluş bu.
bak son zamanlardaki en iyi yazın bu.
en yaratıcı.
ah sende herşey var.
sürprizlisin sen.
:)
çok sevdim.

Mia Wallace dedi ki...

aman allahım bu ne güzel bir yazı böyle!!! hele pembe kuzen falan.. of off bayıldımm francescaaa!

mefisto dedi ki...

kalemine selam çaktım taa buralardan..

francesca mckennitt dedi ki...

Rolling in the deep-Adele

Bende her şey yok ya. Yukarıdaki yorumları oku :) ry saçını başını yoldu, izlediğim bir film bulamadı :)) Tamam tamam, o eksiği de kapatıyorum yavaş yavaş.

Senin kadar yaratıcı değilim :)
Sevmen beni mutlu etti :)

francesca mckennitt dedi ki...

Mia-m mia-m :)
Hihi ne güzel. Ben de komşu kızına bayılmıştım :))

francesca mckennitt dedi ki...

mefisto

"But im a demon who dresses in red,
and i do not hope you will understand mephisto!"

Selamlar ta buralardan :)

K.C.S. dedi ki...

Çok tatlı, pek sevimli bu yazı (:

francesca mckennitt dedi ki...

Teşekkür ederim K.C.S :)

Nessuno dedi ki...

Ya, sahi, neden ki, neden sordum ben, unutmuşum şimdi, hoşuma gitti ya renklerin raks edişi, defilesi, günün hangi saatinde yazmışsın gözümün önüne getirmeye çalışmak gibisinden, nasıl açıklama :)

francesca mckennitt dedi ki...

:))
Günün hangi saati önemli değil de, o sırada yaptığım işten kaynaklanıyor. Lila bir oje sürmüştüm, ona bakarken aklıma bunlar geldi; nereden estiyse :) Güzel açıklama :))

burkan dedi ki...

bu kelime oyunlarıyla yılmaz özdile rakip geliyo sanki:D:D

francesca mckennitt dedi ki...

Yok artık :))