16 Eylül 2010 Perşembe

Beyoğlu Sahaf Festivali

Bir sürü küçük sahaf bir arada geçici olarak...



                                                     Ortam çok hoş...



Ve bir sürü kitap!



Kısa günün karları: "Klasik müzik rehberi", "Türk aynştaynı: Oktay Sinanoğlu kitabı", "Srebrenitsa'nın öyküsü". En kısa zamanda okunmaları dileğiyle!

12 yorum:

burkan dedi ki...

işte beklenen festival harika görünüyo:D

Sanat Notları dedi ki...

haftasonu gitmeyi düşünüyordum ve nasıl diye merak ediyordum, fotolar çok iyi oldu, teşekkürler, alışverişde harika olmuş, keyifli okumalar..

Modafobik dedi ki...

Türk Aynştayn süper bi kitap :) Ayrıca fotoğraflara bayıldım yahuu

francesca mckennitt dedi ki...

Burkan; harikaydı valla gitseydin ya sen de :)

Sanat Notları; rica ederim, bence de gitmelisin ortam cidden çok güzel. Teşekkürler :)

Modafobik; teşekkürler, bakalım elimdeki kitap bitsin, sırada o var :)

CEPAYNASI dedi ki...

orada olmak isterdim...
iyi okumalar:)

francesca mckennitt dedi ki...

CEPAYNASI; Teşekkürler:)

Nessuno dedi ki...

Bu meydana bakan bir dairede oturuken bir zamanlar, evden çıkar çıkmaz bir etkinliğe tesadüf ederdim... Şimdi haberim bile olmuyor, oysa ne hoş olurdu o fotoğrafladığın festivalde bulunmak... Umarım bu sene haberim olur...:) Sevgiler...

francesca mckennitt dedi ki...

O meydana bakan bir daireden taşınmış olman üzücü olsa gerek. Ben üzülürdüm çok :) Ama tabii her şeyin artıları eksileri var, geçen hafta 2 saat içinde 5 ayrı eylem gördüm yahu.. Bu sene önceden haber vereyim o zaman :)) Sevgiler..

Nessuno dedi ki...

Eylem, dedin de düşündürdün, biz televizyonda, acıklı haberleri, acılı hayatları seyrederken biraz film gibi seyrediyoruz, üzülüyoruz insan olarak, ama etkisi uzun sürmüyor... Oysa bir kazaya, haber olacak bir vakaya, bir eyleme tanık olduğunda ordaki gerilimi yaşıyor insan, gerilimin içine giriyor, o meydana bakıp da gerildiğim günler oldu, ama herşeye rağmen hiç aklımdan çıkmaz orası :)

francesca mckennitt dedi ki...

Evet hem üzülüyorsun hem de geriliyorsun. Benim en çok korktuğum şey; birkaç kere eylemciler öyle bir yürüyüş düzenine sahiptiler ki ister istemez onlarla birlikte yürüyordum ve her seferinde kıl payı kurtuldum sopalardan :)) Ben olsam ben de unutmazdım ya, orada yaşamak önemli bir tecrübe :)

Nessuno dedi ki...

Şimdi yaşadığım semtten o meydana gidiyordum bir akşam, duraktaydım, yaşlı bir adamla konuşmaya başladım, adam sigara içiyor musun diye sordu, hayır, dedim o günlerde sigarayı bırakmıştım, adam sigarayla mücadele derneğindeymiş, tam o sırada yolun karşısında duran çok yaşlı, belki seksen yaşında ihtiyar bir kadına bir pizzacı motoru çarptı, kadın bir yana çocuk bir yana devrildi, motor yüz metre kaydı caddede, hemen fırladım yaşlı kadının yattığı yere, görünürde yarası beresi yoktu alnındaki ezik dışında, titriyordu, elini tuttum, yeşilaycı yaşlı adam da peşimden gelmiş, ambulans çağırın dedim, ambulans gelene kadar bekledik, yaşlı kadını ambulansa bindirdik... Bu olayı haberlerde görsen, öyle bakarsın, ama orda korkuyorsun, şoka girmiş bir insanın eli elinde, gerilimi yaşıyorsun...

francesca mckennitt dedi ki...

Nessuno sende hikaye bolmuş :) Öyledir tabii ki, benzer bir şeyi ben de tee yıllar önce dershaneye giderken yaşamıştım Bakırköyde. Yolun ortasında ağlayan bir bebek; daha yürümeyi bile bilmiyor, yanında bir adam baygın. Adam epilepsi hastasıymış. Sizin yine ilgilenen birileri olmuş, orada herkes yoluna devam ediyordu.. Babamla birlikte ambulans çağırdık falan, tesadüfen de akıl hastanesinde bir beyin cerrahı yoldan geçiyormuş müdahale etti hemen, adama numarasını verdi yeşil kart çıkarttırdı falan, tedavi oldu adamcağız. Hiç unutamam ben de onu :)